Sessizliğin Kıyameti; Sendin

Oca 31, 2025 - 07:26
Oca 31, 2025 - 07:36
 0  192
Sessizliğin Kıyameti; Sendin
Sessizliğin Kıyameti; Sendin

Sana veda ettiğim saatler; sesimin hıçkırığını gözyaşlarımla birleştirdiğim bir gecenin sabahıydı. Gün, tüm ihtişamını kaybetmiş aydınlık kendini ansızın karanlık bir zamana teslim etmişti. Seni, ömrümce beklediğim vakitlerin cezasına kurban vermiş gibiydim. Bir gün, sıradan bir gün hiç de unutulmayacak bir vakte dönüşmüştü...Ansızın bir kaç harfin ardından kesildi sesin. Soluğunu duymaz oldum. Canım ruhumla birlikte çekilmişti. Biliyorum ayrılık vaktiydi. Ölümden beterdi şu saatler. Ölüyü bile gidip ziyaret edecek bir yer vardı. Ama seni yok...

Sana inanmak istedim, sana inanmayı her şeyin üstünde tutarak. Kendi içimdeki mahcubiyetlikleri bir kenara bıraktım seni severken.Tüm o söylenmemiş içinde tutulan eksiklikleri kucaklayarak sevdim seni.Sabaha kadar kimsesiz hissettiğin gecelerde sarıldım en çok sana. Sen bilmezsin en çok yokluğun da yaralarını kucaklamak istedim. Şu hayatta en çok seni sevdim, sen bilmezden evvel...

Gözlerin çağırırdı beni tüm yangınlara. Ah! Ne güzeldi onlar. Koşulsuz düşünmeden koşardım onlara.Özlemi tütüyor gözümde, kirpiklerinin gözüne temas ettiği o saniyeler. Bir defa sarılacak kollarına bağışlayabilirdim ruhumun en mahrem yanlarını.Sana teslim olmak, senin olmak, şu ömrümde kendime vereceğim en hakiki gerçek olmuş olacaktı.

 İnsan hep eksik bir söz ken, tüm harfleri huzuruna bağışlayıp seninle tamamlamak istedim.Kalbimi tüm sırlarıyla sana açık etmek, göğsünde yumuşatmak isterdim o tüm geçmek bilmeyen baş ağrılarını. Huzurla bir uykuya teslim olmak isterdim, her şeyi unuttuğumuz bir akşam vaktinde.Seni sevmeleri en büyük alışkanlık haline getirmek, varlığının her zerresini ezbere bildiğim zamanları çoğaltmak. Şu hayatta en çok seni sevmek, en çok seni, sen bilmezden evvel...

Işık, rüzgar, hava, ateş, su ve sen... Dünyayı tamamlayan her şeyin içinde bir tutam sen varsın gibi artık. Dün tüm çiçekler dile geldi adınla. Adınla onları selamladım. Tebessüm edip seni sordular bana. Tüm kasımpatılar, sarı nergisler,rengarenk sardunyalar, nilüfer, orkideler, o en sevdiğim lilium bile dile gelmişti. Seni sordular, bir şey diyemedim. Adını duyduğum masalarda bayram sevinci yaşanıyordu. Çiçeklerin zamansız açma sebebiydin. Şimdi her şey sustu. Gökyüzü bulutlara sarıldı. Çiçekler su kabul etmez oldu. Ölüm orucu sessizliği bu. Belki de kıyametin başlama sebebi. Bu sessizliğin yokluğu, "ızdırapların en ağrılı sancısı"...

 

Sahi sessizliğin kıyametin asıl sahibi olabilir miydi?

M.T.A