<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">

    <channel>
        <title><![CDATA[Merve Sühan]]></title>
        <link>https://blogya.tr/rss-feeds/feed/author/mervesuhan</link>
        <description><![CDATA[Blogya - Merve Sühan]]></description>
        <atom:link href="https://blogya.tr/rss-feeds/feed/author/mervesuhan" rel="self" type="application/rss+xml"/>
        
                    <dc:rights><![CDATA[© blogya.tr]]></dc:rights>
        
                        <item>
                    <title><![CDATA[Gamzeli Çöl]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/gamzeli-coel</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/gamzeli-coel</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202604/image_870x580_69ee031712d9b.webp" length="62606" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202604/image_870x580_69ee031712d9b.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 12:23:22 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Merhaba Mavi;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i><span style="mso-tab-count: 1;">              </span><b>Sana bunları özlemlerin en korkunç, en sessiz vaktin de aklım ve tüm hücrelerimle sana vardığım ve senden gidemediğim en hakiki yer olan kalbimden yazıyorum.<o:p></o:p></b></i></p>
<p class="MsoNormal"><i><span style="mso-tab-count: 1;">              </span>Bir anlık da olsa sadece bir an gözlerinin yadsınamaz gerçeğine denk geldiğim o vakitten itibaren, kalbimin artık yalnızca nasıl da sana yalnız sana ait olduğuna toprak, gökyüzü, ağaçlar, akan sular sesler ve tüm sessizlikler tüm alem ile şahitti artık. Savrulup duruyordu kokun tüm evren üzerinden bendime. Saçlarımdan tırnağıma kadar sen kokuyordu artık ruhum. Tüm sesler susmuş, dünya artık nefes alıyordu varlığınla. İster ayrılık ister ölüm gayrı yitirmişti her şey manasını.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i><span style="mso-tab-count: 1;">              </span><b>Yalnızlığımı dindiren ruhun Babası, yetim yanlarımın şefkatli hali, bir evin eşiğinde çocuğuna sarılmayı bekleyen Anne muradı…Bu garip dünyadan gittiğim de avuçlarımda ellerinin çocuk kalma sevinci. Gözlerinden gözlerime düşen ilahi güç kudreti.<o:p></o:p></b></i></p>
<p class="MsoNormal"><i><span style="mso-tab-count: 1;">              </span>Tam da akşamüzeri geliyorsun aklımın almadığı vakitlere meydan okurcasına. İnce hüzünler bırakıyorsun henüz bitmemiş cümleler ardında. Gölgelerin uzanıp yalnızlığı öptüğü bu öksüz vakitlerde tam da seni sakladığım o ıssız yerde bekliyorsun. Gün ağarıyor ardında. Resmini çizdiğim kentlerde saklıyorum gelmeyişlerini. Gülüşleri gamzelerine dolan, sözleri gözlerinde birikmiş, ince bir eziklik seziyorum kalbinin kırılmış umutlarında. Sensizliği bilmenin yanında, bilmek artık hiçbir yalnızlığa benzemiyordu.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i><span style="mso-tab-count: 1;">              </span>Sevginin ana dili bir olmak, birlik içinde olmaktı. Herkesin kendi dünyasında yaşadığı bu evren de ben seninle başka alemlerdeydim. Bu alem ki en üst mertebe de hiçliğe kavuşmak içindi belki de. Sesimi bir gece gözyaşlarıyla yıkayarak, adını bilmeden dua ile çağırandım. Ki insan en çok yakınlarından beklerken sevgiyi en çok onlardan ölümü öğrenirken, ben hiç bilmediğim bir adamın sevgisini Allah’ın rızasıyla bekleyendim. Gelir diye her gün duaların bin bir çeşidini öğrendim. Evlerin yalnız eşyalardan olma yapılmadığını öğretemedim kimseye. Kalbiyle sevenlerin evinde yalnız çiçekler kokar. O rayiha yalnız sevenler ile ortaya çıkar. Kimseye öğretemedim. Varlığın bunları birlikte yapmaya bir an ikna etmişti. Ama…<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i><span style="mso-tab-count: 1;">              </span><b><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Çınarları sabah duasına uyandıran serçelerin evimize misafir olacağı bir hayaldi benimkisi</b>. Şimdi içimde kirpiklerinin ıslak uğultusu. Kalabalıklar içinde yalnız kalma cezası. İnsanlar içinde tek başına boğulmuş hissi. Seslerden soğuk bir sessizlik telaşı. Merhametin, uykusuzluğun, unutulmaya yüz tutmuş gülüşlerin, dilsiz toprağın, sürekli savrulan rüzgârın, durmadan akan suyun, göklerin ardına çekilen dağların sensizliği… ben yapamıyorum Mavinin Efendisi, Onların yerine de konuşuyorum seninle- ama (içimden…)<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i><span style="mso-tab-count: 1;">              </span>Gözlerinden gülüşüne sızan <b>gamzeli çöl.</b> Ayrılık ne! Unutmak nedir! kimin haddinedir söyle! Kime yakışır ki ayrılık? O çölde kaybolmak uğruna sana varabilmeyi göze almaktır Aşk. İnsan nasıl kaybeder kendini, senden uzak olmak ruhu aramak değil miydi yıllarca. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bilmezsin. Sen bilmezsin ki bu kalp evvelinden beri seni söyler, seni çağırır, seni arar. <o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Şimdi bu amansız sancı ile seni hangi çölde, hangi diyarda, aramalı söyle? <o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Varlığın hangi çölün ortasındaki vahayı sevindirir söyle…<o:p></o:p></i></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[SESSİZ AŞK]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/sessiz-ask</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/sessiz-ask</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" length="49398" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Fri, 01 May 2026 10:23:16 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<div>Sana kelimelerin yetersiz geldiği özlemli bir günden sesleniyorum. Avuç içlerimin yalnızlığından, nedensiz ağrıyan şu kalp ağrısından ve sessiz çığlıklarımdan bihaber siz olduğun şu vakitlerden uzun uzun bahsetmek…</div>
<div><span class="Apple-tab-span"> </span>Bahar geldi buralara. Çatladı en kavi yerinden tohum. Her yer bembeyaz çiçeklere büründü. Gördüğüm her çiçek dalına, çıkmaz sokaklarda yitirdiğim kuşların bahardan eksik kaldığı sayfalara, sahrada denizi arayan beyhude berduş sersemliğiyle, çölde aşk suretine benzeyen her dalı bir sen kılığında peydahlanan şiirlere bulandığını, soylu fırtınalarda çıkan rüzgâra bile sen diye sarıldığımı, bir bestenigar varlığına cümleler sunduğumu, ay ve yıldızların şaha kalktığı gece yarısı bir iz gibi gökyüzüne seni nasıl çizdiğimi anlatmalıyım.</div>
<div><span class="Apple-tab-span"> </span>Varlığının ikramında yüreğimi sızlatan ne varsa bir kuşluk vakti cesaret edip secde ile nihan da konuşmak istiyorum. Yalnızlığıma kaç gece refakat ettiğinden bahsetmeliyim mesela. Yolunu kaybetmiş bir yolcu gibi değil de kendi benliğine sızmış biri olarak gözyaşlarımı huzura dökme niyetindeyim.</div>
<div><span class="Apple-tab-span"> </span>Üzerimde özlemlerin birikmiş nakışlı gözleri. Işıksız bir ülkede yürümek gibi. Al götür içimde ağlayıp duran şu sessiz serçeleri. Ruhumdur tenhalarda kaybolup viran olan. Bazen hüsran, bazen yalan. İpek bir karanlıktır seni sevmek. Gecenin bir vaktinde çiçeklerle sana varmaktır. Sen kokusu etrafa yayılsın diye bulanmaktır inceden beyaz güle. O hicran vuslatı gözlerine değebilmeyi umut etmektir.</div>
<div><span class="Apple-tab-span"> </span>Ben de bir Anka’nın varlığına dönüştüğünü fısıldamalıyım kulağına. Bir kapı aralığından sızan rüzgârın kokunu içime nasıl da doldurduğundan bahsetmeliyim uzun uzun. Hiç gitmeyecek ve bir iz gibi ruhumda dolaşacak bu kokuyla bir ömür yaşayacağımı bilmeliydin. Benden anlamadın ama şiirlerimden ve sözlerimden anlamalıydın; bu sessiz aşkın akşamı da bir seninle sabahı da seninle bir olacağından…</div>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Bana biraz umut ver]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/bana-biraz-umut-ver</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/bana-biraz-umut-ver</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696e767203074.webp" length="55616" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696e767203074.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 21:26:16 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Bu gece takvimlerden çaldım zamanı,<br>Ceketimin cebinde arsız bir ömür...<br>Karların güzelliği döküldü ,<br>İki cümle söz arasından...<br>Özgürlüğe kanat açan kuşlar,<br>Uçurumlar sevdalı gönül yokuşunda...<br>Adım adım ilerliyorum ,<br>Korkularımın üzerine...<br>İçimde bir yangın,<br>Nefesimde gecenin zemheri soğuğu...<br>Titreyen ellerimde sonsuz bir Ufuk,<br>Deniz korkusunu katıyor öfkeme...<br>Gökyüzü karanlığı çiziyor gözlerime...<br>Ayakta duran bir kaç taş yığını,<br>Sevincim hatıra biriktiyor nefesimde...<br>Böylesine gülmemişti benliğim,<br>İşgalinde kaç ordu var gözlerinin...<br>İçimden içeri,<br>Derin bir gökyüzü sözlerin...<br>Anısı yanmış anızlar gibiyim,<br>Emeği geçtiğinde hatırlanmayan...<br>Kurma bir saatin kusuru gibi,<br>İnsan aranmıyor hiç kendinde...<br>Denizi kudurtan bir gökyüzü,<br>Derin sessizliğin satır arasında...<br>Karlar mı yağıyor hazıranda?<br>Saçlarımın azınlığında ,<br>Karanlık bir gece esaret içinde...<br>Haykırışları kafiye kafiye işledim,<br>Unuttum cümlelerde...<br>Şimdi beni alıp gölgem ile,<br>Sürgünlere sürüyorum gözlerimde...<br>Öylesi daralmış bir darağacı,<br>Umut çiçekleri açıyor gövdesinde...<br>Umut bir zindan,<br>Ölüm ise bir avlu eşiği...<br>Uçurtmalar yapıyorum,<br>Darağacının yapraklarından gökyüzüne...<br>Bana biraz Umut ver ,<br>Yağmurlar eşlik etsin yangınlarıma...<br>Oturup bir eşiğe,<br>Eşsiz sözler fısıldıyorum taş duvarlara...<br>Gözlerim mumlu  pencereler ardında,<br>Korkularım ise karşı sandalyede ...<br>Gülüyorum aynalarda,<br>Güldüren gözlerimin içine...<br>Bir kibritte yanacak ömrüm var,<br>Sessiz, karlı ve senli bir gece...<br>Tutuşturup kalemi elime<br>Sıyrılıp ruhumun derinliklerinden,<br>Seni yazıyorum bu gece<br>Al ve kabul et karanlığın şu yağan beyazını kendine.</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Seni Bulabilmenin Umuduna]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/seni-bulabilmenin-umuduna</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/seni-bulabilmenin-umuduna</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202601/image_870x580_69627313a2026.webp" length="25800" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202601/image_870x580_69627313a2026.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sat, 10 Jan 2026 18:42:35 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Dönsem geriye kalan hayatın sensiz geçmiş yanına<br>Seni bulabilmenin umuduna <br>Şiirler okusam şu soğuktan üşümüş kardan adama<br>Seni, sıkıntılarımın arasında yüreğimde büyüttüğümü<br>İnce ince anlatsam rüzgâra takılmış, kederin sen yanına</p>
<p>O gece gamzenin sol yanına usulca dokundum<br>Gözlerinin inci karasına habersiz bir yitik kalp bıraktım<br>Yıldız uzaklığınca, güneş sıcaklığında, taze toprak kokusu ferahlığında<br>Bir düş gerçekliğine döndü adın<br>Durup dururken aklımı zorlayan hülyalı yüzünde<br>Aşkın tarifi belirdi <br>Ne yana dönsem uçarı gülüşün<br>Başımda koca bir sen uğultusu ile <br>Sesinin nefesini özledim</p>
<p>Ey umudumun siyah atlısı<br>Bu dilsiz uzaklığında<br>Eğme kirpiklerini gönlüme <br>Araya karanlık yollar düşüyor<br>Bir iç çekiş kadar uzun oluyor özlemin sancısı<br>İncecik türkülere karışıyor yüzün<br>Gamzenin gölgesine sığınıyor bir eksik hüzün<br>Sonrası soluk soluğa şiirler doğuyor <br>Şu en çok gelmene yakın saatlerde<br>Zaman vaktini tamamlıyor  <br>Merhaba diyor kalbim vakitsiz aşkın vaktine<br>Merhaba Kalbim<br>Merhaba…</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Anka-ı Aşk]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/anka-i-ask</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/anka-i-ask</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202512/image_870x580_694852c681f41.jpg" length="85664" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202512/image_870x580_694852c681f41.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 23:10:23 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Akşam ince bir sızı halinde sızıyor içeri<br>Gün batımına beş kala zorluyor ağrılı bir sancı kalbi<br>Bir hançer gölgesi düşüyor üzerimize<br>Kalp nasıl anlatsın bu kelamı şimdi!</p>
<p>İnce bir ayrılığın habercisi bu<br>Ilık ılık damarlarıma dolan<br>Anka-ı Aşk yolunda.<br>Sahi! Hangi şehrin,</p>
<p> hangi sokağını sevindiriyorsun şimdi</p>
<p>Seni arıyorum, gözümün gördüğü her yerde<br>Düşüncelerim beyhude bir boşlukta şimdi.<br>Sesinin huzuruna karıştığımdan beri başka ses işitmek istemez olmuşum<br>Anlıyorum. Anlıyorum çünkü; <br>Senden sonra tüm sesler değişmiş gayrı</p>
<p>Bu hikâye’ de Neredesin diye sormuştun?<br>Bir yara gibi sızlayan kalp ağrısının eşiğinde<br>Bilinmez bir yoldaymışım<br>Birer düş damlasında, birkaç gün de mutlu habercilere dönüşen<br>İçindeki O kız çocuğuyla barışan<br>Kalbi yeniden dirilen bir Anka’ ymışım</p>
<p>Kalbinin kırıklarından dağ olan bu kadını<br>Yüreğinin ince yerinden sarmıştın<br>Biliyorum,İncinmişsin! İncitmişim!!!</p>
<p>Boyları kırık söğüt dalları arasında<br>İncittiğim yerdeyim, bilmeden<br>Bilesin ki incittiğim o kalbin<br>Sessizliğindeki huzuradır vuslatım<br>Duy, anla kalbimin içindeki hüznü<br>Yalnızlıkla baş etmiş kalbe<br>Varlığını anlatamamanın garip sevincidir belki de bu<br>Öyle dilsiz ki kuyusu gecenin<br>Ve ay karanlık çatılarda uğuldayan yalnızlık<br>Avazı kederi biçimleyen elçileri gecenin<br>O Anka kuşları… Anka kuşları…</p>
<p><br>Neredesin!</p>
<p>Kalbin, gamzeli gülüşünün ardındaki şefkatli gülüşün<br>Nerede sesin!</p>
<p>Nerede süzülülüp sesler içinden en güzeli<br>Sesin bir usul su yolu dünyanın alnında<br>İçinden ömrüm akan, içinden ömrüm akan.</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Kör Uyku]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/koer-uyku</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/koer-uyku</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202512/image_870x580_69315ce4e75e5.jpg" length="58308" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202512/image_870x580_69315ce4e75e5.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Thu, 04 Dec 2025 09:28:26 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p data-start="185" data-end="272">Hikayesini bile bile oturduğumuz masalarda<br data-start="227" data-end="230">Gözlerimizi birbirimizden kaçırırdık hep</p>
<p data-start="274" data-end="343">Suçlusuymuş gibi en derin sessizlikte ilan ederdik aşkın kıyametini</p>
<p data-start="345" data-end="373">Kaçınılmaz bir sonmuş gibi</p>
<p data-start="375" data-end="413">İçine hapsolmuş görürdük birbirimizi</p>
<p data-start="415" data-end="464">Kimi sevgisizlik, kimi nefret, kimi öfke içinde</p>
<p data-start="466" data-end="539">Benim olduğum masalarda ise aşk yeniden doğardı inatla bir daha adınla!</p>
<p data-start="541" data-end="570">Adınla yükselirdi kalabalık</p>
<p data-start="572" data-end="617">Ertelenirdi o içimizdeki bütün yalnızlıklar</p>
<p data-start="619" data-end="654">Bakışlarım ele verirdi çoğu zaman</p>
<p data-start="656" data-end="687">Susmak saklamak isterken seni</p>
<p data-start="689" data-end="719">Yadsınamamış bir gerçeklikte</p>
<p data-start="721" data-end="759">Her masada yanıma otururdu hayaletin</p>
<p data-start="761" data-end="786">Her anlatılan hikâye de</p>
<p data-start="788" data-end="808">Her imkânsız sonda</p>
<p data-start="810" data-end="844">Her çıkmaz sokaktan sen geçerdin</p>
<p data-start="846" data-end="885">İzahı mümkün olmayacak bir hıçkırıkla</p>
<p data-start="887" data-end="928">Gözyaşları sabahı uyandırmaya çağırırdı</p>
<p data-start="930" data-end="981">Herkes uyanırdı bir sen uyanmazdın o kör uykundan</p>
<p data-start="983" data-end="1059">Masalar da dolaşan peçetelerde yazardı kırık kalemimin sen kokan cümleleri</p>
<p data-start="1061" data-end="1131">Üzeri çizilmiş, ıslak kaybolmuş mürekkep arasında rastlarlardı izine</p>
<p data-start="1133" data-end="1209">Her kadehin karşılığına bir şiir yazdığımı, bilmeden ayrılırdı masadakiler</p>
<p data-start="1211" data-end="1250">Ben o gece imkansızlığın hazin yüzünü</p>
<p data-start="1252" data-end="1322">Üzerine su dökülmüş peçetenin mürekkebine bıraktığım da anlayacaktım</p>
<p data-start="1324" data-end="1365">Nereye gitsem de benimle gelecek olmanı</p>
<p data-start="1367" data-end="1439">Herkes anlayacaktı, yine bir sen anlamayacaktın bu aşkın imkânsız yanını</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Vedası Zor bir Ayrılık bu]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/vedasi-zor-bir-ayrilik-bu-5909</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/vedasi-zor-bir-ayrilik-bu-5909</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202507/image_870x580_686e64a52df1c.webp" length="10528" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202507/image_870x580_686e64a52df1c.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 09 Jul 2025 12:47:21 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Keşke Sende Bilseydin Sevmeyi]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/keske-sende-bilseydin-sevmeyi</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/keske-sende-bilseydin-sevmeyi</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202507/image_870x580_686d0af1a6b90.webp" length="19882" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202507/image_870x580_686d0af1a6b90.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Tue, 08 Jul 2025 12:12:19 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;"><o:p> </o:p></span></b><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Keşkelerin ardınca kapatılmış kapılar<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Ve ardında hiç açılmamış yalnız bırakılan mektuplar<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Küflü karanlık bir oda iki kalp ve gece<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Sessiz aralarında konuşuyorlar<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Keşke sende bilseydin sevmeyi<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;"><o:p> </o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Yürümeyi bilmek ağır bir telaş<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Ve merdivenler hep daha çok<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Çok erken biliyormuşum gibi her şeyi<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Alıp karşıma konuşamıyorum seni<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Keşke sende bilseydin her şeyi<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;"><o:p> </o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Sessizliğe kabuk bağlamış insanları öldürürdü duvarlar<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Ki duvarlar en çok konuşulmadığında anlaşılanlar<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Ancak uyurken nefes alır kırlangıçlar<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Bir düğüm üzerinde dolanır durur sesler <o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Keşke sende bilseydin beni<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;"><o:p> </o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Adın dilime düğümlü bir zahir<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Ben bilmem dedim sana söz,cümle, kelam,mana dahil<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Bir seni tanımak istedim yıllarca<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Bir seni bilmek, yalnızca seni<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Keşke yalnız sende sevseydin beni<o:p></o:p></span></b></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[DERİN BİN "AH" İLE]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/derin-bin-ah-ile</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/derin-bin-ah-ile</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202506/image_870x580_685ec9d6b40f1.webp" length="8672" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202506/image_870x580_685ec9d6b40f1.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Fri, 27 Jun 2025 16:43:53 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;">Gittikçe yalnızlaşıyor gönül iklimimdeki sesler. Kafamın içindeki seslere bin ah! işitiyorum hep şu sıralar. Sığındığım kitapların sessizliğini özlüyorum. “Sezen Aksu” yeni albüm çıkarmış onunla hemhal oluyorum. Bu yazı da onun eseri biraz. Kulağımda onun sesiyle günleri geceye bırakıyorum. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Aşkın amansız dili, sessizliğime derin bir “ah” ile…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-tab-count: 1;">              </span>Solgun umutlarımın sabahına bir başkaldırı bu iklimin esmeyen rüzgârı. Aklım dilimin varamadıklarında hala. İçimin keder yükü oturuyor avare bir uçuruma karşı. Umarsız ufuklarda beliriyor yüzün. Binlerce pencere yükseliyor kalbimin el değmemiş yerlerine. Bir ışık yağmuru başlıyor göğümde, sen geçiyorsun her pencerenin altından. Yüzüme dökülüyor ışıkların gölgesi. Her bir tanesine sarılır gibi selamlıyorum gelişlerini. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-tab-count: 1;">              </span>Yüzünü uzak tut artık yüreğimden. Gelişigüzel rüyalardan. Ansızın beliren hayal-i sulietlerden. Geçsen, gitsen bu dünyadan çok uzağa. Tat alamıyorum gayrı varlığından. Yokluğunun sancısından. Bir kuş gibi titreyen yüreğimden gitsen, uzaklara. Türkülere bulanmasa artık yüzün. Çıksan aklımın kuytu derinliklerinden. Düşlerimin iç çekişlerinden. Umutlarımın ıssız kıyısını terk etsen artık. Dilsiz uzaklıklarını alıp gitsen kendinden çok uzağa.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-tab-count: 1;">              </span>Senden evvel bir şiir sessizliğiymişim ben. Yıllar ki akşam olunca sızardı yalnızlığa. Bir girdap düşerdi sol yanıma, hakkıymış gibi. Hakkıymış meğer. Aynı keder saatinde dengesini şaşardı yelkovan, akrep ise hep aynı yerde. Bir o kadar yakın, bir o kadar uzaklaşarak. Her gün heybeme biraz daha ağır düşerek. Ayrılığın incesi böyle böyle sızıyormuş meğer. Bir o kadar uzak, bir o kadar yakın.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-tab-count: 1;">              </span>İmkansızlığına bir yas içindeyim. Kirpiklerimde dolaşıyor yağmur bulutları. Ama akmıyorlar bin şükür. Bedenimde geçmeyecek bir yorgunluk ile varlığın ağır imtihan. Yine de vazgeçmeyi anlattım kalbime. Biliyor musun? yine de vazgeçmeyi öğrendim. Yine de vazgeçmeyi öğrettin kalbime,<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Derin bir ah,<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Derin bin “ah” ile.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Vedası Zor bir Ayrılık Bu]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/vedasi-zor-bir-ayrilik-bu</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/vedasi-zor-bir-ayrilik-bu</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202506/image_870x580_685be8d5c56e2.webp" length="10758" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202506/image_870x580_685be8d5c56e2.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 25 Jun 2025 12:17:34 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Vedası zor bir ayrılık <o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Gökyüzü karanlık kokuyor şimdi <o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Yüreğim yalnızlığın eşiğine beş kala<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Sevmenin soğumasına bir adım uzaklıkta <o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Bir mutsuzluk ki sorma!<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Acılardan yoğrulma <o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Canı çekiliyor insanın be!<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Ağlamalara boğulmak istiyor da, gururundan bir nebze olsun eksiltmiyor<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Eksiltemiyor…<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Uyumalara direnen gözler peydah oluyor sonra<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Acısı normalleşiyor insanın<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Ya da normal olana boyun eğmekle başlıyor veda<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">“Veda” diyorsun adına<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Gelmişine, geçmişine, sevgisine, zamansızlığına, olmayışına sövemiyorsun da <o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Bir kuru vedadır diyorsun adına<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;"></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Bir Veda ki sorma <o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">“Öldüm Ağlasam Ne olur “azabında<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Bir kere ölsen bin kere ölmekten iyidir diyorsun <o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Ama ölmüyorsun, iyi ki de ölmüyorsun<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Ölmek de bir vedadır sonuçta.<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Ama önce onun öldüğünü bilmek<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Mezar taşına biriken mektupları bırakmak istiyorsun bir bir<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Böyle böyle anlaşılmayı bekleme tesellisi <o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">“<strong>Anlaşıldım şimdi artık bak”</strong> demek vedası <o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Vedası, en güzel olanını karşılama telaşında<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Mektuplar toprağa karıştığı vakit biliyorsun<span style="mso-spacerun: yes;">   </span><o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Bu bir vedanın en güzel sonu<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Toprağa, kalbinin gözyaşlarının karıştığı <o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Hiç olacak iş mi?<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Veda en güzel kavuşmasına teslim oldu<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Ayrılık diyorsun ya adına<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Dilinde bin eksik cümlelerle<o:p></o:p></span></i></p>
<p class="MsoNormal"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; mso-bidi-font-weight: bold;">Vedası zor bir ayrılıktı bu…</span></i><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;"><o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;"><o:p> </o:p></span></b></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Ayrılık nasıl yakışsın sana]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/ayrilik-nasil-yakissin-sana</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/ayrilik-nasil-yakissin-sana</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202505/image_870x580_682e2fb3e3355.webp" length="9948" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202505/image_870x580_682e2fb3e3355.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 21 May 2025 19:56:10 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Ayrılık, Sevgilim</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">En ince yerinde şimdi sözün </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aklım ermez düşüncelere</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Düşündüklerine</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Umarsızca kalbimi delip geçmelerine </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu girdap, bu sonsuz yalan, kahreden cümle eksikliklerine </span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ayrılık! Sevgilim</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">En karanlık gecenin sabahı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir sonbahar gibi, dökülüyor yaprakları</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yüreğimin el değmemiş mahzenlerine</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir kapı aralanıyor</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Umudun gönlü yok, ayrılığın habercisi bu</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Biliyorum…</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Biliyorum, çünkü;</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Adınla başlıyor kederin hüzün yüzü </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yüzün ki; güneşin gümüşlenen aynası</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İçimin gökkuşağı sevinci</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sevgisiz,zamansız,mekansız,sensiz bir düş içinde </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Gülüşünün bahar kokusu içtenliğinde </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dünya seninle mana buldu </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sendin mana, sendin anlam, kelamı sözün</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Şimdi söyle?</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ayrılık nasıl yakışsın sana</span></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[TÂRUMAR]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/tarumar</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/tarumar</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67fff04ca65eb.webp" length="15526" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67fff04ca65eb.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 16 Apr 2025 18:01:36 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Yollarıma sıra dağlar sıralandı, gelmedin yâr</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Saçlarıma yaz baharda karlar yağdı, görmedin yâr</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yıllar geçti ne haldeyim, kimlerleyim, bilmedin yâr</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hazana yoldaş oldu, cahil ömrüm </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">(Volkan Konak)</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Derin bir kalabalık içinde; silik bir sese dönüşmek, bir kuyuda kaybolmuş korkusu yokluğunu yaşamak. Duvarlara anılardan resimler çizmek, bir damla düş kırıklığı sanrısı kendi içinde. Gözyaşı boğulması bir avuç su birikintisinde. Sana birçok kez içimin yangınlarını anlatmaya gücüm yetsin istedim. Fakat; bu yükün altında yok olacağımı hissettim. Kalbim bir enkaz yığınıydı çok öncesi. Evveliyatında tanışmamış olduğumuzu bilmesem, acılarıma pek ala aşina olduğunu söyleyebilirdim.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><span class="Apple-tab-span"> </span>Sana çok daha erken gelmeyi yeğlerdim. “Birlikte halledeceğiz” cümlesini birlikte hak etmeyi. Birlikte yeniden öğrenmeyi ve yaşamayı şu hayatı. Kalbini yaşamayı çok sonra. İsminin manasıyla yeniden doğmayı. Var olmayı o kocaman tebessümünde. Bu kadar uzaklığa rağmen ellerinin sıcaklığını şuramda hissettiğimi söylemeyi sana. Ama bir an oluyor tüm yalnızlıklarım üzerime geliyor seninle ve sensiz. Boşlukları dolduramıyorum. Sızısı dizlerime vuruyor. Yürümeyi unutuyorum. Yürüyemiyorum.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><span class="Apple-tab-span"> </span>Uykular da huzur vermiyor artık. Her rüya bir diğerinin tekrarı. Sabahları rüyaların üstümdeki ağırlığınca uyanıyorum. Umurum da değil de şu ağrılar sözlerinin ağırlığı vuruyor sol yanımı. Hiç tamam olmayacak duygusu kıskıvrak yakalıyor ensemden. Gerçek zamanla senli zamanlar birbirine karışıyor. “Seni özlüyorum” bu duygu içimi tarumar ediyor. Târumar şu içimin sensiz, sessiz sedasız yanı.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><span class="Apple-tab-span"> </span>Târumar kalbimin eksik yanı. Târumar adın. Târumar olmayışın ve gelmeyecek oluşun şu ömrüme…</span></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[HOŞ'ÇA KAL]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/hosca-kal</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/hosca-kal</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67b03d1e48f16.webp" length="47388" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202502/image_870x580_67b03d1e48f16.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sat, 15 Feb 2025 07:07:50 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><i>Kendimle baş edemediğim bir sabahın, güneş doğmayan tarafına uyanıyorum; dalgın,sessiz, solgun tenimin içli haykırışlarıyla. Sessizce içime biriktiriyorum ağrılarımın solmuş baharlarını. Sana, bu vedanın </i><strong><i><span style="font-family: Calibri;">“</span></i><i>niyesini </i><i><span style="font-family: Calibri;">“</span></i></strong><i>sormaya gücümün yetmediği gibi, kalbimde büyüttüğüm sana <strong>“Nasılsın” </strong>diyemiyorum hala. Bugün, üzerime bırakılmış tonlarca ağrının altında eziliyorum. Haberin yok ama dün de hiç uyumadım bugün de. Sesindeki soluğa karıştığım günden beri seni özlüyorum.Kabul et! vedaları gidişten saymadık biz hiç. Her veda bir kez daha doğurdu seni içimde.Sana gelmeleri hep çoğaltmak isterken,seni azaltıyorum şimdi ince ince içimde.Bu en çetin ve sancılı savaşım benim. Kaç defa yenilmediğimi söylediğim bir yenilgiyle baş başayım. Kemiklerimin iç içe geçtiğini hissedebiliyorum aklıma her düşt</i><i>üğünde.</i><i>Bazı gecelerin siyahı göğsüme siniyor diye, saymıyorum geceleri.</i><i> Çünkü ;biliyorum bazı günler ölümden beter.</i><i> </i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sessizce gün bitiyor içimin çığlıklarıyla. Senli saatlerin aklımı kaybettiği vakitler şimdi.</i><i>Senin hala “<strong>neyiz biz”</strong> i sorguladığın yerde duruyorum. Şu kara kış değil ama gözümden düşen sözlerin soğutuyor içimi.Şimdi <strong>nerde, ne yapmaktasın</strong> diye sormuyorum artık. Bende olmadığın bir kalbe sürgün gitmiş gibisin. O yüzden Allah’a havale etmeyi başka bir zamana bıraktım. Şimdi sen! bilmediğin kollarda huzur dilenirken, ben seninle dirilmeyi öğreniyorum yeniden her sabah. O yüzden artık yüzümdeki tebessümde arama kendini. Şiirlerde, sözlerde rastlama kendine. Çünkü; ben kalbini öldürdüğüm o sabahın ilk dakikalarında, ellerimle gömdüğüm mezarın başında bekledim seni. Günlerce gözyaşlarımın toprağa karışmasından dirileceğini ümit ettim. Gelmedin. Yalvardım Tanrıya rast getirsin diye seni bana. Duymadım bir daha ayak seslerini. Hala öldüremediğim seninle yaşamayı öğrendim de, beklemeyi bitirmeyi içimin körpe yanına vazgeçiremedim. Seni beklemek aynı ama şimdi sesin, kokun ve ellerin bir yabancı gibi. Sen şimdi bir  ince bir sızı Hoşçakal'sın. Hoş'ça' kal kalbimden.</i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Hoş'ça kal</i></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Sessizliğin Kıyameti; Sendin]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/sessizligin-kiyameti-sendin</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/sessizligin-kiyameti-sendin</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202501/image_870x580_679c7adb58eae.webp" length="17268" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202501/image_870x580_679c7adb58eae.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Fri, 31 Jan 2025 07:26:14 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><i>Sana veda ettiğim saatler; sesimin hıçkırığını gözyaşlarımla birleştirdiğim bir gecenin sabahıydı. Gün, tüm ihtişamını kaybetmiş aydınlık kendini ansızın karanlık bir zamana teslim etmişti. Seni, ömrümce beklediğim vakitlerin cezasına kurban vermiş gibiydim. Bir gün, sıradan bir gün hiç de unutulmayacak bir vakte dönüşmüştü...Ansızın bir kaç harfin ardından kesildi sesin. Soluğunu duymaz oldum. Canım ruhumla birlikte çekilmişti. Biliyorum ayrılık vaktiydi. Ölümden beterdi şu saatler. Ölüyü bile gidip ziyaret edecek bir yer vardı. Ama seni yok...</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sana inanmak istedim, sana inanmayı her şeyin üstünde tutarak. Kendi içimdeki mahcubiyetlikleri bir kenara bıraktım seni severken.Tüm o söylenmemiş içinde tutulan eksiklikleri kucaklayarak sevdim seni.Sabaha kadar kimsesiz hissettiğin gecelerde sarıldım en çok sana. Sen bilmezsin en çok yokluğun da yaralarını kucaklamak istedim. Şu hayatta en çok seni sevdim, sen bilmezden evvel...</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Gözlerin çağırırdı beni tüm yangınlara. Ah! Ne güzeldi onlar. Koşulsuz düşünmeden koşardım onlara.Özlemi tütüyor gözümde, kirpiklerinin gözüne temas ettiği o saniyeler. Bir defa sarılacak kollarına bağışlayabilirdim ruhumun en mahrem yanlarını.Sana teslim olmak, senin olmak, şu ömrümde kendime vereceğim en hakiki gerçek olmuş olacaktı. </i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i> İnsan hep eksik bir söz ken, tüm harfleri huzuruna bağışlayıp seninle tamamlamak istedim.Kalbimi tüm sırlarıyla sana açık etmek, göğsünde yumuşatmak isterdim o tüm geçmek bilmeyen baş ağrılarını. Huzurla bir uykuya teslim olmak isterdim, her şeyi unuttuğumuz bir akşam vaktinde.Seni sevmeleri en büyük alışkanlık haline getirmek, varlığının her zerresini ezbere bildiğim zamanları çoğaltmak. Şu hayatta en çok seni sevmek, en çok seni, sen bilmezden evvel...</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Işık, rüzgar, hava, ateş, su ve sen... Dünyayı tamamlayan her şeyin içinde bir tutam sen varsın gibi artık. Dün tüm çiçekler dile geldi adınla. Adınla onları selamladım. Tebessüm edip seni sordular bana. Tüm kasımpatılar, sarı nergisler,rengarenk sardunyalar, nilüfer, orkideler, o en sevdiğim lilium bile dile gelmişti. Seni sordular, bir şey diyemedim. Adını duyduğum masalarda bayram sevinci yaşanıyordu. Çiçeklerin zamansız açma sebebiydin. Şimdi her şey sustu. Gökyüzü bulutlara sarıldı. Çiçekler su kabul etmez oldu. Ölüm orucu sessizliği bu. Belki de kıyametin başlama sebebi. Bu sessizliğin yokluğu, "ızdırapların en ağrılı sancısı"...</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i><o:p> </o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><strong><i>Sahi sessizliğin kıyametin asıl sahibi olabilir miydi?</i></strong><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><strong><i></i></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><i>M.T.A</i></strong></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[AYRILIĞIN BAŞ HARFİ]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/ayriligin-bas-harfi-4373</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/ayriligin-bas-harfi-4373</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" length="49398" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 15:32:19 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[AYRILIĞIN BAŞ HARFİ]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/ayriligin-bas-harfi</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/ayriligin-bas-harfi</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202501/image_870x580_678f4fae779b0.webp" length="10332" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202501/image_870x580_678f4fae779b0.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Tue, 21 Jan 2025 07:50:57 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><b><i><span>                  Yüreğimin silik bahçesine bir  gül diktiler. Sonra o gülü alıp başka bahçelerde yetiştirdiler.  </span></i></b><b><i><span><o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"></p>
<p class="MsoNormal"><i>Gözlerin en sırrı kalemdi yalnızlığa</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bir bakışın bin cümle dağı sindirirdi içim</i><i>d</i><i>e</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sen bilmezden evvel susardın, ben her susuşuna bir kalem kırardım</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sonra bir gün yağmurları yağdı gözlerimin</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Dindiremediğim şu sol yanın en büyük katiliydi onlar</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i><o:p> </o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>D</i><i>erken bir gün uzaktan gördüm seni</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Zaman farklı, mevsim alacalı, ağaçlar yapraksız</i><i>,</i><i> gözlerin nemliydi</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Eksilmiştin </i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Eksilmiştik </i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kendi içinde büyük yalnızlıklar biriktirerek, kendi içine kaybolarak</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>İçim acıdı yitirmiş olduklarımıza</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Seni</i><i>,b</i><i>eni soramadım kalbine</i><i>.</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Tanrının bağışlanma huzuruna adını yazdım </i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Dualara seni, kalbini ve gözlerini verdim</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bana kalan  bütün çerçevesiz resimlere</i><i><o:p></o:p></i><i></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ayrılığın baş harfiyle seni fısıldadım bir gün</i></p>
<p class="MsoNormal"><i>İçimin mutsuzluk törenine baş kaldırdım</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ruhuma yürüyen şu zehri söküp atabilmeyi</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Tanrının huzurunda bağışlanmayı diledim bir kuşluk vakti</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yalnızlığın bir gününe son bir çiçek daha dikebilmeyi</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Avuçlarıma anlatarak acının büyüklüğünü</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Dünyadan uzağa gitme ihtimaline bir mum daha dikebilmeyi öğrendim</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i><o:p> </o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sonra aralanmamış sokaklarda anlamak istedim yoksulluğu</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bir bacasız evin penceresine bakarken</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yoksunluğuna anlam yüklemeyi bırakmayı</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evlere girmemiş sıcak ekmek eksikliğinden anladım</i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bu yüzden</i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sana rastlamayı unutmak istedim bir gece vakti</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Seni unutmayı anlattım yürek zarına</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yüreğimin kederine soğumayı bildirmeyi geçen gece tam 05:30 vakti yaptım</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kederin büyüsüne söz geçirmekse ayrılık </i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Çoculuğuma koştuğum bir rüyanın sabahına uyanmak dedim</i></p>
<p class="MsoNormal"><i>İçimdeki çocuğa sarıldım hep yüreğimdeki dağı erittikçe</i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Babamın gölgesine sarıldım.</i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ve bir gün</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Babamın dizlerine ıslak gözlerle tüm kederi bırakıp</i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Gözlerine bakıp; Bak! ben büyüdüm</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Büyüdüm ve </i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i> O tüm vazgeçmişlikleri,vazgeçebilmeyi öğrendim </i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Öğrenebildim </i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Senden çokca uzakta ama hep seninle</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Gülmeye yeniden başladım</i><i><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>- demeyi diledim...</i></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[BİR EKSİK : ELLERİN]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/bir-eksik-ellerin</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/bir-eksik-ellerin</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202412/image_870x580_67603a63065ef.webp" length="22816" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202412/image_870x580_67603a63065ef.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Mon, 16 Dec 2024 07:06:55 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"><a name="_Hlk185235555"></a><b><i>Ey kalbimin sahibesi, neydi gönlünün imkansızlığını bana bulduran şey?<o:p></o:p></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-bookmark: _Hlk185235555;"><o:p> </o:p></span><span style="mso-bookmark: _Hlk185235555;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"><span style="mso-bookmark: _Hlk185235555;">Bir bedevi gibi seni aramışım meğer, bir ömür. O kaybolmuşluk, o girdap, o zindan şehir de. Buldum, çok sonra. Çocukluğuma koştum seninle, sana her geldiğimde. Kalbin küllerimden doğurdu beni, yeniden. Kırmızı balonları ilk defa göğe bıraktım seninle o gece. Ki ilk defa birine karışmak istedim. Kendimi bırakıp sana karışmak, sende kaybolmak, kaybolmak…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"><span style="mso-bookmark: _Hlk185235555;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Zaman bizden yana değildi sevgilim. Meftun bir ayrılık hep şuradaydı. Çok geç kalmış, unutulmuş bir türkünün radyoda ansızın denk gelişi gibiydi her şey. Sonra zaman bir nefeslik tütün yaktı ömrümüze. Gelişin, müebbet günlerin habercisiymiş meğer.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-bookmark: _Hlk185235555;"><span style="mso-tab-count: 1;">               </span>Nerede bir uzaklık varsa adını o saydım. Gökyüzüne bakar gibi baktım hep sana. Ağaçların rüzgarla karışıp dans ettiği havalarda, daha yakındın bana. Rüzgârın yüzüme değdiği anlar seni bana getirir sanırdım. Durdum rüzgâra sarıldım, her seferinde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-bookmark: _Hlk185235555;"><span style="mso-tab-count: 1;">               </span>“İnsan yaşlanınca en çok eksilirmiş.” babaannem öyle derdi. Yaşlandığında yanında elini tutacağın birisi olsun. Yoksa insan hep eksik bir ruhtur demişti. Haklıydı… Çünkü ellerin vardı. Ellerin ve sırasıyla parmakların bütün ederdi ruhumu her seferinde. Ne çok severdim onları. Parmaklarının uzun ince hatlarını uzun uzun seyrederdim. Bazen konuşur gibiydim onlarla. “<b>Ruhuma aralanan o kapının baş kahramanı gibiydiler. Hayranlık içinde inanmak isterdim ellerine. Bir tanrı sonsuzluğunda ellerimi hiç bırakmayacaklarına.</b>” <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Dünya dönerken içimde dolanıp duran çocukluğumun hayaliymiş onlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"><o:p> </o:p></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[KABUL ET]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/kabul-et</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/kabul-et</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202412/image_870x580_6756c5ba8d75a.webp" length="22738" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202412/image_870x580_6756c5ba8d75a.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Mon, 09 Dec 2024 10:27:36 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Sardunyaları cilveleşirken buluyorum güneşin ince yüzünde<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Birkaç dakikalık huzuru kucaklıyorken kollarım<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Kara bahtlı çocuğun yazgısına karışıyor ömrüm<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Susarak sevmelerin sayısını biriktiriyor içimde<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Sonra konuşmayı unutup<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Derin bir sessizlik içinde kaybolmaya niyet ediyorum<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Nasıl anlatamıyorsam varlığını, yokluğun da öyle, diyorum<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Kışı geçmeyecek, baharı gelmeyecek<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Çiçeği açmayacak büyülü kar beyaz dallar gibi<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Ve içinde her gün bir çoğaltıp, iki eksilterek kendini<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Sessizce kaybolup gidecek bir yitiğin çaresiz hikâyesini yazıyorum<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;"> <o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Bir çiğ parıltısı gözlerin hangi şehrin gurbetiyse<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Ben hala oradayım<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Bir yanı boşluk, bir yanı girdap<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Bir yanı uçurum, bir yanı hasret kokan...<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Olmayışın bir yana<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Sıcak ekmeği bölüp sana uzatmak<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Kuruyan dudaklarına nefes olmak<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Ağrıyan göğsüne dokunup hafifletmek acını<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Umudun hülyalarında kanatsız kuş olup dolanmak gibi,dedim<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Yine de<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Yürekte mayalanan kalbin hükmüne razıyken kaderim<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Bir efsunlu bakışın tesadüfüne denk gelme umuduna kalbim<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Ve bilesin!<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Senden öncesi olmayan, senden sonrasına talip olduğum</span></i></b><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;"><o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Kalbimi, kalbine emanet ettim</span></i></b><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;"><o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Kabul et</span></i></b><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;"><o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;">Gayrı yok bir adresim varabileceğim sen huzuruna.</span></i></b><b style="mso-bidi-font-weight: normal;"><i style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial',sans-serif;"><o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"></p>
<p class="MsoNormal"></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[O ATEŞ Kİ SENDİN, BENİ AŞKA ÇAĞIRAN]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/o-ates-ki-sendin-beni-aska-cagiran</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/o-ates-ki-sendin-beni-aska-cagiran</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202412/image_870x580_6752a4afb8dfb.webp" length="51284" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202412/image_870x580_6752a4afb8dfb.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Fri, 06 Dec 2024 07:18:06 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><b><i>Sen değilsin muhatabım gönlündür.<o:p></o:p></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><i><o:p> </o:p></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><i><span style="mso-spacerun: yes;"> </span><span style="mso-tab-count: 1;">            </span></i></b><i><span style="mso-tab-count: 1;">  </span>Bir ahuzar el diyarında garip bir türküdür seni sevmek, aşkıma dem vuran bu yalnızlıkta. Dile gelen sen huzurunda bir çöl sahrası, kalb-i derya, vatan-ı sultan, mah-likamdır. Yetim ve öksüz yanıma bir parçadır seni sevmek. Gönlümün hep aynı durduğu yerde, aynı kaldığı yerde derin bir mihraptır. </i></p>
<p class="MsoNormal"><i><span style="mso-tab-count: 1;">               </span>Gözlerin deli bir uçurumdur. Az sonra düşsen kimse bir daha izine rastlayamayacakmış gibi. Karanlık bir girdaptır. Bir keskin bıçaktır bakışların, sessizlikte dirilen. Korkusuz ölüme meydan okumaktır, sana gelmek. "Sana gelmek, şüphesiz en büyük dirilmektir."<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bu aşk zehirden beterdi, sızdı içime. İçinde harlanıp duran bir ateşti adın. Bir deli pervane, o ateşin etrafında dönüp duran. O ateş ki sendin, beni aşka çağıran! Soluksuz bir nefesti özlemin. Özlemekse beklemekti her zaman. Gözlerinde beklemek yalnızlığı, bitmek bilmeyen. Düşünceler şimdi bu ruhun iptilası! Bir savaş başlıyor içinde. Her günü kendine yenilen. İnsan kendi içine yenilir miymiş hiç? Yenilirmiş… En temiz yenilgisi imiş kalbin. Bir garip sessiz çığlığın avuçlara bıraktığı gözyaşına dönüşmesiymiş. Seviyorsun, ama uçurum. Seviyorsun, ama girdap. Seviyorsun ama ölüm. Sonu yokmuş gibi. Bir vakitte durmuş, zaman artık özlemiyle yanıp kavrulmuş gibi.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i><span style="mso-spacerun: yes;"> </span><strong>Aşk ki bir ateş, o ateş ki aşka çağıran.</strong><o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><strong><i>O ateş ki sendin<o:p></o:p></i></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><i>Beni aşka çağıran…</i></strong></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[224 (today, tomorrow, forever)]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/224-today-tomorrow-forever</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/224-today-tomorrow-forever</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202411/image_870x580_673ed90d08675.jpg" length="189185" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202411/image_870x580_673ed90d08675.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Thu, 21 Nov 2024 06:55:00 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><b><i>Seninle aynı şehirde yaşasam, o şehri rehin alırım… <o:p></o:p></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><i><span style="mso-tab-count: 4;">                                            </span></i></b></p>
<p class="MsoNormal"><i>Büyülü bir yolculuktu bu… Işık, rüzgâr, gece, sonbahar ve sen. Kimsemin olmadığı şu dünyada bir alemdin sen. Kimseyi sevmedim gözlerini sevdiğim kadar. Mana içinde mana idin sen. Gülüşünü sevdiğim kadar, sevmek istemedim hiçbir şeyi. En çok seni, en çok seni sevmek istedim hep. Çünkü; Irmaklardan, bozkırlardan, dağlardan, bulutlardan ve aşktan büyüktün sen.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i><span style="mso-tab-count: 1;">               </span>Yıldızların, ayın sustuğu o gece gözlerinde söyledik en güzel şarkımızı. Çiçekler rüzgârın tınısıyla eşlik ediyorlardı bize. Sen gülümsedikçe topraktan yenileri diriliyordu. Kahkahanla ışıldıyordu yıldızlar ve gökyüzü. Konuşuyordu sanki her şey bizimle. O gece zaman durmuştu, kalbimizden başka. Kalbin her zamankinden daha büyük fısıldıyordu cümleleri. Uzaktı çocukluğumuz ve şimdi ellerimizde. Çiçeklerin içinde el ele koşturuyorlardı. O gece iki deli çocuk koşuyorlardı birbirine. Ay, bulutların arasından sıyrılıp gülümsüyordu. Bütün uzaklar yakınmış gibi. Bütün imkansızlıklar yokmuş gibi...</i></p>
<p class="MsoNormal"><i><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>“Seni seviyorum Kadın” dedin ansızın.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>“Seni seviyorum Adam” dedim <o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Zaman orada o ana hapsolmuştu. <o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Biz sustuk.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Gece konuştu…<o:p></o:p></i></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[BEN NASIL SEVMEZDİM SENİ]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/ben-nasil-sevmezdim-seni</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/ben-nasil-sevmezdim-seni</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202411/image_870x580_6732ff3206b80.jpg" length="81252" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202411/image_870x580_6732ff3206b80.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Tue, 12 Nov 2024 07:10:04 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p><em>İçimde</em> <em>çığırıp duran bir minnet duygusu adın.Ardıçların uzanıp gökyüzüne seslerinden bahçe kurduğu,saka kuşlarının gülümsemesinden beliren imzalı sözlerinin kalbime senli yeminler bıraktığı, mandalina ağaçlarının mırıltısının eşsiz melodilere karıştığı, yaseminlerin bir incelik niyetinde evimize misafir oluşunun adı... <strong>Sen en çok eksikliğini yaşadığım "baba" kelimesini içimde büyüttüklerimle yaşatacak tek adamdın.</strong></em></p>
<div class="ContentPasted0"><em>Çok uzun zamandır beklenen o Sevgiliydin. Tüm o gönderilmememiş mektupların sahibi. Biriktirilmiş kahkahaların yüzümde duracağı yansıma. Saçlarımın bir küpe çiçeği mahmurluğunda sola düşüşü ve ellerinin şefkatinde özenle uzamayı bekledikleri bir zamandın. Sevgilim, bir aceleci çocuk saflığında bekliyorum seni...Büyük bir coşkuyla bekliyorum seni. Bir annenin dokuz ay karnında beklediği günlerin geçmek bilmediği, hiç söylenmemiş o mısraların ve hiç duyulmayan sadece sana yazılmış cümlelerin yalnız kulağına söylendiğinde şiire dönüşeceği zamanı,yanağıma sinecek avuç içlerinin sıcaklığı ve ilk defa gözlerimi dolduracak gerçek bir bakışın beni hepten saracağı. <strong>Bekliyorum</strong>. İçimde yandıkça kavrulan, kavruldukça harlanan o vuslatın ne vakit geleceğini bekliyorum. Sevgilim anladım mana yok kelimelerimin seni yaşamadığı her günde. Şimdi akşamın bu kör karanlığında mamafi konuşmak ve anlaşılmak senin dilinle en çok mümkünken ben neden bu kadar uzakta, ben neden sessiz özlemlerde, ben neden bu dalgınlıkla öylesine duruyorum hala burada. <strong>Sevgilim bilmiyorsun, sen yaşanacak bir ömür bahşettin bana. ben nasıl sevmeyeyim seni. Ben en çok nasıl sevmezdim seni.</strong></em></div>
<div></div>
<div class="ContentPasted0"><em>Bana gelmelerin bende neleri var ediyor bilseydin, aynaların senden sonra artık bir anlam ifade etmediği fikrinin ne kadar kabul edilir bir gerçek olduğunu anlardın. İçimin o en olmayacak şeylerini bir çırpıda nasıl da mümkün kıldığını bilirdin. Seni düşünmek, şüphesiz bir çağı kapatıp "<strong>sen</strong>" çağının varış başlangıcıydı.  Aklıma kelimeler sığmıyor seni yazmaya çalışırken. Çünkü; hiç bir kelam varlığına karşılık gelecek bir başka cümleyi bulduramayacak kalemime. Çünkü sen cümlelerin en oluru, en olmayacak sonların başlangıcı ve nihayetinde bir duygunun yaşayacağı o son noktaydın. Sol yanımdaki kederi alıp, sağ yanağıma mutluluğu bir dudak kıvrımına bırakandın. Ben nasıl sevmezdim seni. Ben nasıl en çok sevmezdim seni.</em></div>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[BU YALNIZLIKLA BİLE GÜZELSİN]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/bu-yalnizlikla-bile-guzelsin</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/bu-yalnizlikla-bile-guzelsin</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202411/image_870x580_67319ffb3b51c.jpg" length="80423" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202411/image_870x580_67319ffb3b51c.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Mon, 11 Nov 2024 06:19:50 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong><i>Ey yüreğimin kıymetli ahuzar-ı, bu yalnızlıkta bile güzelsin.</i></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"><em>Kirpikli bir yalnız geceyle seni konuşuyoruz. Gözlerimde özleminin grileşmiş resmi duruyor. Sana giden yollar bir varmış hep yokmuş gibi. Bütün uzaklar dillenmiş dilimde tüm imkansızlıklarıyla. Bir varmış bir yokmuş gibi… Başıma sarılan siyah bir yazma, yas ve isyanla. Eski bir köy evi duruyor hemen şurada. Birazdan gözyaşlarının habercisi. </em><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><em><span style="mso-tab-count: 1;">               </span>Acıdan yapılmış bir dağ duruyor öylesine karşımda. Sen misin bu? Gülümsemelerin yok artık. O başını her şeye rağmen dik tutan gururun var önümde. Hani gözlerin, nerede? O umutla bakan gözlerin? Bugün ayrılığın 5684794 günü sanki. Saatler geçmiyor, zamansa bir nefeste bitiyor artık. Bütün zamanlar şu anda toplanmış gibi. <strong>Bir an oluyor ki,duruyor her şey adının baş harfiyle…</strong></em><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"><em>İsminle başlardı gün ve gece, tüm karanlık ihtişamıyla. Gün seninle yeşerirdi. Evler, sokaklar, insanlar, ağaçlar, kuşlar, sesler yok artık. Ben mi? Ben bir yaralı geyik gibi oradan oraya koşuyorum. Gün ne vakit sesinle var olacak artık söyle! Sesini duymak, çırpına çırpına çocukluğuma koşmak gibi." <strong>Halbuki ben ruhunun içinde bir nefes idim sen bilmezken</strong>."Seni görebilme umudu taşıyan akşamlar yok artık. Artık hiç akşam olmayacak değil mi? </em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"><em><strong>Ey sevmek denilen kıymetli ahuzar.</strong> Can parem, Gönül özüm ! Bırak gönül kederinin yüklerini avuçlarıma. Sana hayranlık içinde adını zikredeyim. Can şenliğim, fikrimin gül tanesi,  Bırak şu ayrılık yalanını, sevmek dururken. Sevmemek canımı acıtıyor. Sessizliğin bile bağırdığı bu gürültüde sensin içimdeki huzur. Gelsen de sarılsak mı artık?</em><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"><em>NOT: Gül güzeli Müge için...</em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[    AŞK-I FEVERAN]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/ask-i-feveran</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/ask-i-feveran</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202411/image_870x580_672c6be8835a2.jpg" length="48683" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202411/image_870x580_672c6be8835a2.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Thu, 07 Nov 2024 09:40:52 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"><span style="mso-tab-count: 3;">                                        </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"><i>Kalbimi kenetleyip, demir kapılar ardında bıraktım o sabah, dehliz sulara teslim olduğumu bilmeyerek. Avara gönlümü kilitli kapılar eşliğinde selamladığım o sabah, yüreğimi ilk defa bilmediğim bir sancının kollarına bırakmışım meğer. İnsan ne vakit dara düşse, kendini uykunun huzuruna teslim eder. Ben o huzurlu uykuları hep bir kaçış, hep bir ölüm sessizliği bildim. Biri ölmüş de yas için susuyormuş gibi her şey. Evrendeki herkes kara bir karanlıktaymış gibi…<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i><span style="mso-tab-count: 1;">               </span><u>Meyus gönlümün zahir habercisi</u>, dar geçitlerden geçiyorum kalbimi hep bir fazla boşluğa iterek. Dik yürümeye çalışarak başlıyorum hep içimdeki savaşlara. Gecenin sonunda bilmediğim bir yalnızlıkla baş başa kaldığım da anlıyorum hep niye bu saatlerde ağlamak istediğimi. </i><em>Gece sonrasında, hıçkırıklar, cümlelere dökülüyor dilimden. Cümleler selamlıyor içimdeki ağrıları:</em><o:p></o:p></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="text-indent: -18.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><strong><span style="mso-ascii-font-family: Calibri; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri;"><span style="mso-list: Ignore;">-<span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-size-adjust: none; font-kerning: auto; font-optical-sizing: auto; font-feature-settings: normal; font-variation-settings: normal; font-stretch: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-family: 'Times New Roman';">        </span></span></span></strong><em>Merhaba!</em><o:p></o:p></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="text-indent: -18.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><!-- [if !supportLists]--><span style="mso-ascii-font-family: Calibri; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri;"><span style="mso-list: Ignore;">-<span style="font: 7.0pt 'Times New Roman';">        </span></span></span><!--[endif]--><b><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Sevda-i Müşerref, Gül-i Zar, Ruh-u mücerret, Kalbî derya, Aşk-ı feveran, Lalezar-ı Süheyl, Ahval-i Pür-i Gir yan,</b> <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-indent: 17.4pt;"><i>Bırak ervah-ı alemden gelen tanışıklığı, vaveyla içime dolan bir hıçkırıksın artık. Neredesin? Ruhumun nefes alma vaktidir şimdi, bence artık gelmelisin. Tanışmalıyız, konuşmalıyız, çokça susmalıyız aynı nefeslerde, Neredesin! Birlikte tek bir olma vakti değil de nedir şimdi? İnsan kendinden olmayan bir başka ruhu bu kadar bekler mi? Ruhunu ruhuma kavuşturma vaktidir şimdi Ey! en güzel beklenen, en güzel sevgili. Yalnızlığımın gül kokulu gül-i zarı, şereflendirme vaktidir kalbimi, kalbinle gel. Gel artık, kalbimin mübre’si ol. Bana ait ol<b>. Benim ol</b>. Kalbim, ruhu deryam, senin olsun. <o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18.0pt; text-indent: 17.4pt;"><i>Sevda-i Müşerref,<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18.0pt; text-indent: 17.4pt;"><i>Şu mukaddes hayatına mevcud olmak, bir avuç toprak üstüne tesir edip yeşermek istiyorum olmaz mı?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b><i><u>Aşk-ı feveran</u></i></b>: İçinde aşkı taşıyan kimse<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b><i><u>Sevda-i müşerref</u></i></b>: Kıymet verilen <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b><i><u>Gül-i zar</u></i>:</b> güllerle kaplı bahçe<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b><i><u>Ruh-u mücerret</u></i></b><i><u>:</u></i> Varlığı bilinen ama duyularla algılanmayan şey<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b><i><u>Lalezar-ı Süheyl</u></i></b>: Lale ile olan geçmiş<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b><i><u>Ahval-i Pür-i Gir yan</u></i></b>: Sevgilisine ulaşamayan<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b><i><u>Mübre</u></i></b>: Unutulması imkânsız<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b><i><u>Mukaddes</u></i> </b>: Kutsal<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[AZİZİNİ ARAYAN LEYLA]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/azizini-arayan-leyla</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/azizini-arayan-leyla</guid>

                    <description><![CDATA[En evlâ olanı, bu aşk seninle olmayacaksa “Aşk” niye…]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202411/image_870x580_672bb2d4e31d4.jpg" length="90879" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202411/image_870x580_672bb2d4e31d4.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 06 Nov 2024 21:20:47 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p class="s8"></p>
<p><span class="s14"><span class="bumpedFont15">Bir meftun ayrılığa düştü gönlüm bugün. Bir dinlesen şimdi kalbimin ağrısını, </span></span><span class="s14"><span class="bumpedFont15">kâf</span></span><span class="s14"><span class="bumpedFont15"> dağının ardından sızılarla duyulurdu. Bilir misin? nicedir bilmezdi bu ağrıyı göğsüm. Ne oldu kalbime diye sordum? Ne oldu dedim anlat. Anlat! Gönlüne elem veren derdinin kelamını anlat dedim. Sustu. Zifiri karanlıkta bir çölün ortasında deli divane dolaşıp evini arayan Leyla gibiydi şimdi her şey, Leyla gibi...</span></span></p>
<p><strong><span class="s14"><span class="bumpedFont15">Azizini arayan bir </span></span></strong><span class="s14"><span class="bumpedFont15"><strong>Leyla</strong>…O</span></span><span class="s14"><span class="bumpedFont15">  çölde aradım seni. Bilmediğim bedevilerin arasında. Yüzümü güldüren o gül yüzünü aradım. Sen kokuyordu her yer. Her yer buram </span></span><span class="s14"><span class="bumpedFont15">buram</span></span><span class="s14"><span class="bumpedFont15"> gül kokusuna karışmıştı sanki. Bilsem kokuna bulanacak canım, bin tane gülün içinden geçer dikenlerin canımdaki kanıma karışmasına inat, kanımın her bir damlasının ölüme karışacağını bile bile yürürdüm onlara. <em><strong>Neyleyim ki bu canı sensiz ben. Neyleyim ben sensiz bu zamanı şimdi. Saatlerin vaktini, geceyi, gündüzü, güneşi ayı. Neyleyim seni göremediğim şehrin üzerindeki </strong></em></span></span><span class="s14"><span class="bumpedFont15"><em><strong> yıldızları.</strong></em> Sensiz ayrı nefes aldığım kalbi neyleyim. Özlemin içimde bir kora dönüşmüşken neyleyim huzuru. Evveli yakacaksa ateşin, senin aşkınla yanayım. Sana gelecekse yollar, tüm yolları geçmeye hazırım. Sen olacaksan, ben karışıp sana sen olayım. Tenim sana bulanmayacaksa bir gün bu canı sensiz neyleyim. Hastalık gelecekse bir gün sana, o hastalığa bürünüp çıkıp gideyim senden razıyım. </span></span></p>
<p><span> </span></p>
<p><span class="s14"><span class="bumpedFont15">“<strong>Gönül görmek istedikten sonra aydınlatır en karanlık en zifiri geceyi</strong>” demiştin. Kalbini en âlâ yerinden incittiğimi düşünerek. Kalbime bin bıçak darbesini kaç bin defa sapladığını bilmeyerek, Kalbine deli divane olduğumu bilmeyerek,  Seni kalbimle dinlediğimi bilmeyerek. sana en çok onun nazarıyla baktığımı görmeyerek. Sahi seni en çok onda hissediyorum dediğimde duyuyor muydu gönlün gönlümdeki sesi? Sahi sen gerçekten gördün mü en çok içimde büyüttüğüm seni? </span></span></p>
<p><span> </span></p>
<p><span class="s14"><span class="bumpedFont15">Sordum kendime bir sabah ; Vuslat kalbimin Azizine kavuşmayacaksa, beklemek niyeydi? Sevmek, sana karışmak olmayacaksa seni sevmek niye? Ya şu Geceler seninle bitmeyecekse, sabahı beklemek niye? Sabahı seninle açmayacaksa bu gözler, görmek niye? Sesine ulaşmayacaksa her gün sesim, dünyada konuşmak niye? Kalbim sancı içinde kıvranmayacaksa senden ayrı düştüğünde, ölümü beklememek niye? </span></span></p>
<p><span> </span></p>
<p><span class="s14"><span class="bumpedFont15">En evlâ olanı, bu aşk seninle olmayacaksa “Aşk” niye…</span></span></p>
<p><span> </span></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[ZAHİR]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/zahir</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/zahir</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202411/image_870x580_6728bc416630d.jpg" length="140314" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202411/image_870x580_6728bc416630d.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 10:26:40 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<div class="elementToProof">Keşkelerin ardınca kapatılmış kapılar</div>
<div class="elementToProof">Ve ardında hiç açılmamış yalnız bırakılan mektuplar</div>
<div class="elementToProof">Küflü karanlık bir oda iki kalp ve gece</div>
<div class="elementToProof">Sessiz aralarında konuşuyorlar</div>
<div class="elementToProof">Keşke sende bilseydin sevmeyi </div>
<div class="elementToProof"></div>
<div class="elementToProof">Yürümeyi bilmek ağır bir telaş</div>
<div class="elementToProof">Ve merdivenler hep daha çok</div>
<div class="elementToProof">Çok erken biliyormuşum gibi her şeyi</div>
<div class="elementToProof">Alıp karşıma konuşamıyorum seni</div>
<div class="elementToProof">Keşke sende bilseydin her şeyi</div>
<div class="elementToProof"></div>
<div class="elementToProof">Sessizliğe kabuk bağlamış insanları öldürür duvarlar</div>
<div class="elementToProof">Ki duvarlar en çok konuşulmadığında anlaşılanlar</div>
<div class="elementToProof">Ancak uyurken nefes alır kırlangıçlar</div>
<div class="elementToProof">Bir düğüm üzerinde dolanır durur sesler</div>
<div class="elementToProof">Keşke sende bilseydin beni</div>
<div class="elementToProof"></div>
<div class="elementToProof">Adın dilime düğümlü bir Zahir</div>
<div class="elementToProof">Ben bilmem dedim sana söz, cümle, kelam mana dahil</div>
<div class="elementToProof">Bir seni tanımak istedim yıllarca,  </div>
<div class="elementToProof">Bir seni bilmek, yalnızca seni </div>
<div class="elementToProof">Keşke yalnız sende sevseydin beni 
<p><img src="https://gokkusagi.net.tr/uploads/images/202411/image_870x_6728a1353b60b.jpg" alt=""></p>
</div>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[ORADA MISIN HALA?]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/orada-misin-hala</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/orada-misin-hala</guid>

                    <description><![CDATA[Yalnızca geri dönmeyecek olanların bıraktıklarına]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202410/image_870x580_6723d49202193.jpg" length="48355" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202410/image_870x580_6723d49202193.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Thu, 31 Oct 2024 19:06:57 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Sesin göğün en yukarısında duruyor şimdi. Bir vakit özledim sandım sesindeki soluğu. Bardakta çayın son demine, kara kederle seni anlattım. <br>Sarı bir sessizlik duruyordu öylesine bardakta.Avludan yabancılar geçiyor, her birini sana benzetiyorum. Ya da artık herkes sana benziyordu.<br>Bir acı sol yanıma ilişiyor. İzin veriyorum. Yeni çok taze bir acı. Ağrısı tütüyor bu çaresiz bekleyişlerde. <em><strong>Merhameti ıssız sokaklarda arıyorum unutabilmeyi, ya da ruhu taşa dönmemiş insanların, kalbinde filizlenecek taşların olduğu bir yere tutunmayı.</strong></em> Uzak bir çocuğa tutunmak isterdi umudum. Bir gün her şeyin güzel olabileceğine inanma umudu. Şimdi!  sen gittiğinden beri bütün o yıldız rüyası kayboldu.Çiçekli gamzeler soldu.Sesimdeki<br>incelik kayboldu. Sesim kayboldu. Gözlerim artık karanlık bir ışıktan gayrısını görmez oldu. Sahi sen nasılsın? Akşamları hala <br>sancılı mı uyuyorsun? Ya da uyuyabiliyor musun? Hala gülebiliyor musun mesela? <em><strong>Hala gülerken bin tane çiçeğin rayihası diriliyor mu yüzünde?</strong></em><br>İçindeki çocuk hala gizli gizli ağlıyor mu bir yerlerde? Özlüyor musun beni? Ya da unuttun mu, unutabildin mi  sisler içinde gözlerimde yeşeren seni?</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[AZİZİM 2]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/azizim-2</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/azizim-2</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202406/image_870x580_6662c739640a3.jpg" length="78100" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202406/image_870x580_6662c739640a3.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Fri, 07 Jun 2024 08:41:00 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Kimsesizliğin sokağından geçtim az önce. Yalnızlığın o ıssız, o ürkütücü yanı hiç bu kadar yakından sarmamıştı beni. Babama çok defa sormak istedim. Ölmeden önce yazdığın o günlüğü tek başına yazmayı nasıl göğüsledin. Bazen yazarken defalarca yutkunduğumu bilir, yazmayı bırakırdım. Sen nasıl o haldeyken yazma cesaretinde bulundun.</p>
<p>Binlerce kalabalık içinde, insanların uğultularına rağmen kendi dünyamda seninle konuşuyor gibiyim. Buğulu bir cam ardında oturmuş karşılıklı konuşuyoruz sayıyorum. Varlığın 32 yıldır hala güç verir bana. Olmayışın çok şeyi oldurmasa da, sana sığınmak hep güç verirdi bana. Bunları anlatsam birilerine deli deyip geçerler pek ala. Ama kimin umurunda. Yazarken seni düşünmek, seninle büyümek, gelişmek, dertleşmek sığındığım en temiz liman oldu her zaman. Bana eksikliğin nazlı buğday taneleriyle yeşermeyi öğretti. Bir gül goncasıyken açıp büyümeyi. Sabırla dinlemeyi. Her yenilgiden zaferle çıkmayı. Hep bir küçük kız çocuğu olarak kalmayı.</p>
<p>Seni sevmek ömrü saadetimin en aziz şerefiydi. Herkesten vazgeçtiğim bir zamanda seni düşünerek dirilmekti hayata. Canımla savaştığım bir vakitte senin kızın olduğun bilinciyle hayata tutunmaktı. Bir tebessümüne tüm şiirlerimi feda edebilseydim diyorum. Keşkelere sığınmıyorum ama ‘yokluğun’ geride kalan koca ömrün değişmeyen sessiz çığlığı…</p>
<p>Azizim, gelmeyişini artık bir kızgınlık olarak görmüyorum. Biliyorum okuduğum ve yazdığım her cümlemde bu dünya üzerinde ölümsüz kalacaksın. Bunun için çabalıyorum. Azizim, yazdıklarım ve yazacaklarım dünya üzerinde varlığını yaşatacak tek armağanım olsun sana.</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Sevgisiz Yalnızlık]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/sevgisiz-yalnizlik</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/sevgisiz-yalnizlik</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202406/image_870x580_6662c37baf2c3.jpg" length="64698" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202406/image_870x580_6662c37baf2c3.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Fri, 07 Jun 2024 08:35:29 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Ayrılık diyorum şuramda</p>
<p>Şuramda göğsümü saran sevgisiz yalnızlığın yanında</p>
<p>Sözlerin küçük harfleriyle mühürlü kumdan bir kale kalbim</p>
<p>Yazmasaydım var olmayacaktın</p>
<p></p>
<p>Söylenmemiş, yazılmamış türkülerin ağıdı kalbim</p>
<p>Bir dokunsam hıçkırıklarına boğulacak canım</p>
<p>Biliyor musun sensizlik değil de</p>
<p>Gözümde kalan nedensiz ayrılık boşluğun</p>
<p>Sussaydım hiç gelmeyecektin</p>
<p>Düşünmesem bu kadar durmayacaktın göğsümde</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA["Seni Seviyorum" demek]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/seni-seviyorum-demek</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/seni-seviyorum-demek</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202406/image_870x580_6662c378d0aa7.jpg" length="47274" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202406/image_870x580_6662c378d0aa7.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Fri, 07 Jun 2024 08:27:25 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Güller zamanın yitik yalnızlığında artık. Geceler birer ölüm sessizliği. Hangi türkü anlatır bu kan kustuğum ciğerİN söyleyemediklerini. Günlerdir güneşli havalara ayazı getirendin. Kışın içinde baharı beklemek, çiçeklerin en solmazına vurulmak, çaresizliğe bir dem daha vurmak… Durmak bilmiyor içim. Bir yolculuğun son adımlarını adımlarken aşkın kaçıncı boşluğu bu bilmiyorum. Issız topraklarına kara kalemle yazılmış bir yalnızlık gibi aşk. Korkularımızı alıp bir yere kapatsak çözülecek gibi sanki her şey. Yalnızlığın kalelerine sığınılmış birkaç yazıdan ibaret şimdi geçmiş. Sen yüreğimin derin dehlizlerine kocaman bir ağırlık indirdin dün gece. Zaman o vakitte durmuştu. Kelimelerden dökülüyordu kalbin. Susmak hiç bu kadar sevince dönüşmemişti içimde. Küçük seslerimiz büyüyüp bir ağaçta yeşillenmişti sanki. Sırtımızdaki kamburları bir kenara bırakıp konuşabilmeyi başarmıştık. Sen bilmiyorsun ama biz dün bir dünyayı göğüsledik.</p>
<p>Doğmamış bir çiçek tohumu bu duygular. En büyük hünerlerimi bir bir bırakmak istiyorum avuçlarına. Söylenecek çok şey var biliyorum. İlmek ilmek işlemek istiyorum seni bana. Biliyor musun? Gözlerinin mahyası gündüzün ininde apaçık bir rüyayı andırırdı. İlk defa teslim olmak istedim o bakışların sessiz çığlığına. İlk defa bir kalbe sığınmak istedim. İlk defa içimdeki sesi duyarak ve duyurarak kalbime ; “ seviyorum” çok seviyorum demek istedim.</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Beklemek]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/beklemek</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/beklemek</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202406/image_870x580_6662c37a1601f.jpg" length="75027" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202406/image_870x580_6662c37a1601f.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Fri, 07 Jun 2024 08:12:57 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<div class="x_elementToProof">Konuşmak, anlatmak, sabahın rüzgârına bırakmak kendini, çocuklar gibi dedim. Pencere gibi, umut gibi, kuşların ötüşü, nane, sümbül gibi. Ben konuştum sen sustun. Dinlemedin bile. Neden bir ben duyuyorum içimdeki şu yalnızlığı, şu hıçkırığı, şu boğuntuyu, şu gözlerimde hiç eksilmeyen tozu kederi bilmedim. Kimse bilmedi.</div>
<div class="x_elementToProof">           </div>
<div class="x_elementToProof">    Zaman geçti, sular duruldu, bulutlar dağıldı. Kuşlar geri döndü. Güneş gitti, ay bilmem kaç defa döndü durdu kendi etrafında ama tamamlandı sonunda. Eksildikçe tamamlandı. Bir sen dönmedin. Gelmedin. Sesin eksik kaldı şu yalnız çorak köhne ömrümde. Beklemek çok acı. Ağrılı, sancılı. Geçen gün bir salıncak kurdum rüyamda evimizin bahçesine. Sen uzaklara gidince orada oturup bekleyeyim diye. Ben şimdi orada, o salıncağın üzerinde bekliyorum seni, bir gün dönersin diye.</div>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Allı defter]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/alli-defter-70</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/alli-defter-70</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202402/image_870x580_65be34db5b70e.jpg" length="76215" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202402/image_870x580_65be34db5b70e.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sat, 03 Feb 2024 12:43:27 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p><em>Altın varaklı kapılardan, unutulmuş insanlardan sıyrılıp dua kapısına; tövbeli, elinde birkaç mektupla giriyorum, affedilmeyi dileyerek. Her duaya adının cümle hecesini bırakıyorum, bir daha hatırlamamak için seni. Her kapıda başka bir ben arıyorum, eski beni bir gün tekrar bulmak için.</em></p>
<p><em>Trenler geçiyor evimin hemen arka sokağından. Çocukluğumun hatırlanabilir en güzel yanını selamlıyorum, bir pencere kenarında. El sallıyorum geçmişin silinmeyecek yolculuklarına, mazi bir allı defterin tozlu sayfalarında çocukluğuma aralanıyor. Seni unutmaya geçmişin anılarına sığınarak başlıyorum. İnsan en aciz kaldığında niye çocukluğuna sığınmakta bulur ki çareyi? Özlemi niye hep çocukluğuna insanın? Bir ağacın gölgesinde toprağa karışıp güneşin batışına bir gün daha eklemek, günlerce uğraşılmış anne eteklerinin paçalarından yapılma koca bir uçurtmayı gökyüzünde bir zafer kazanmışçasına uçurtmak, bir ağacın gölgesinde baba sesinden hikâyeler dinlemek… Biliyor musun insanın yüreğinin üşümesi çocukluğunu özlemesi kadar. İçinde büyüyen boşluğun git gide sessiz, ıssız bir çöle dönüşmesi kadar… Neresinden bakarsan bak insanın yaralarını saracak yerdi sığındığı hatıralar. Bu hatıralar bitmeyecek sandığımız bir ömrün yarısı kadar…</em></p>
<p><em>Çok eski bir uzaklığın geleceğe köprü kurduğu bir allı defterdi bu… Tekrar yazmaya karar verdiğimde seni, içimin katili olmaktan kurtarıp temiz bir adam olarak dirileceğini umut ederek yazdım, bu beyaz sayfalara. İçinde sevinçleri, hüzünleri, yarım kalmış hayalleri, kabuk bağlamış yaralarıyla çoğu sayfası gözyaşı izlerinden kalma eski bir hikâyenin izlerine karışmış bir deftere seni yazmak… İlk defa birine inanmışlığın duygusunu o ulvi hissi oturup babama anlatıyormuşum gibi… Eğer sen de sevmiş olsaydın; ömrün yarım kalmış bir hikâyesini birlikte doldurarak, bir hikâyenin mutlu ve tamamlanmış biteceğine inandırmış olacaktım kendimi. İçimin büyüyen sancılı yanlarını, kaburgalarımın arasında beni yok edecek o ağrıları bu sayfalara yazmaya niyet ederken, çareyi bir bıçağın altında İsmail gibi yatmakta buldum, birinin gelip beni bu azaptan kurtarmasını bekleyerek. Bilmediğin birçok şeyi öğrendiğinde, hayatının birçok yerinde bunları birer alışkanlık haline dönüştürüyorsun ama eskiyen şeyleri yenileriyle değiştirmeye, bir eksikliği tamamlayacak yeni bir alışkanlık kazanamıyorsun. Yarayı yarayla kapatamıyorsun. Ruhumun çorak topraklarına çiçekler ektiğinde anlamıştım bunun bir alışkanlık olduğunu<strong>. “Sana sarılınca tüm özlemlerim bitiyor. Sıyrılıyorum bu dünyanın anlaşılmaz yalnızlığından.”</strong><span> </span>demiştin, sanki tüm bu yalnızlığı sırtıma yüklediğinden habersiz. Ayrılık neydi bir kalbin dilinde? Önce seni binlerce insan içinde bir kalbin sesine buldurup, sonra o kalabalık için de sessizce kaybettirmeye mecbur bırakan…  Unutmayı beceremem demiştim sana. Keşke giderken sorsaydın kalbine, dönmeyecek kadar gidecekse bir insan, niye gelmeye niyet ederdi ki?  Dönmek bir yenilgi ise kalanın çaresiz adı değil midir Aşk?</em></p>
<p><em>Benim şu göğsüm, bunca şiiri hiç bu kadar geceleri uzun saymamıştı. Bu aşksa, alsın koynumdaki şu ağrısı taş kesilen kelimelerimi. Sustursun bu yanılan kalbimin sen konuşan sesini. Bıraksın içimin Leyla’sını bana. Bu allı defteri gömsün ellerim toprağın yedi kat dibine. O vakit toprak sevinsin. Bir alaca renge karışıp toprakta bir çiçeğe can versin. Kalbim yeniden doğarak “Merhaba” desin şu dünyanın gamsız yanına.</em></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[İMKANSIZ BİR AŞK MASALI]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/imkansiz-bir-ask-masali</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/imkansiz-bir-ask-masali</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202402/image_870x580_65be32c49d87a.jpg" length="45248" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202402/image_870x580_65be32c49d87a.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sat, 03 Feb 2024 12:36:12 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Bir eylül çıkmazında dar geçitli bir yoldan geçtim, aklımdakilerin sağ kalan yanlarına tutunup, sol tarafımın hep bir adım sana yaklaştığını bilerek. Bu çorak yolda birbirimize denk gelmemiz tevâfuk buluşmanın ilk durağıydı. Ben imkânsız bir aşkın hikâyesini yazacaktım ömrün geri kalanına, sen ise her güne bir mum yakıp inatla beni biraz daha bekleyerek. Öyle öyle geçecekti zaman… Bir şiire adını verecektim sonra. Adınla başlayacaktı her cümle.  Okudukça anımsayacaktın gittiğimiz yerleri. Gidip de dönmek istemediğimiz, adını bilmediğimiz sokakları. Gökyüzüne âmin niyetine dilekler dilediğimiz, kalabalık insanlar arasında yalnız nasıl bir olduğumuz, o karanlığın aydınlığıyla nasıl konuştuğumuz… Şimdi yanında olsam sarılsam, sarılsam… Avuçlarının terlediği yerden öpsem. Sonra gözlerinin sonsuz harflerini birleştirip bizi var etsem yeniden, yeniden…</p>
<p>Gecikmiş bir aşkın yalnızlığı bu. Dudaklarımın mühürlü tarafını bir ayinle sonlandırıp, gözlerimizin konuşmalarından anlıyorum. Hatıralar ne çok gözümde. Görüyor musun sende ansızın gözlerinde canlanan anıları? Neyi bekliyorsun artık. Git kurtar kendini bu körpe aşk çıkmazından. Kurtar bizi bu büyük yıkıntıdan. Bu yakınlık canıma karışacak. Sen ruhuma kazındıkça; imkânsızlık yazılacak ömrümüze, ölüm daha yakın gelecek. Git ve bırak bu pamuktan hayalleri. Bir gün bal kabağına dönüşmeden her şey, git. Git kalbim yenilmeden bu sevgiye. Toprağın sıcak yanına karışan yağmurla uyanalım yeniden. Yeniden dirileyim bir güne, sensiz… Maviye bulanmış pencereden umudu selamlayalım sabaha karşı. Kirpiklerimden düşenleri saymadan durdur gözyaşlarımı. Nasıl baş edebilirim bu yenilgiyle anlat. Seni unutmaya nerden başlayabilirim. Her gün biraz daha fazla uzaklaşmanın yoluna nasıl bulabilirim. Git derken bile diyememenin sancılı yanına yenilmek, bir imtihanın uyandırılmamış kâbusu gibi. Nasıl sustururum içimin sen kokan kederli çaresizliğini. İlaç kutuları uyutmuyor artık ruhumu. Dağ başının karanlık sessizliğine sığındığımız o akşamı hatırlıyor musun, yol bitmesin istedim. Avuçlarımı sardığın ellerinde sabahı güneşe kavuşturmak. Bir an umutsuzluğumuzu nar ağaçlarının birinde bir bez parçasına sarıp orada unutmak istedim. Bizi unutmak istedim o şehrin surları ardında. Gözlerin değdikçe gözlerime; ömrümü alıp uzatmak istedim, seni biraz daha görme isteğine. Durdurduğun bu zamanda kalıp anılarımıza bir yenisini daha eklemek… Tüm imkânsızlıklara rağmen seni sevmek, sana âşık olmayı istemek, yeniden.</p>
<p>Başımı koyduğum göğsün, tanrıya dua edip de kabul edildiğini bildiğim tek yer. Yüzün avuçlarımın tamamlanmış sözleri. Yoksulluk aklımın senli yalnız yanları. Yanımda olmadığın zamanlar sana niye yoksun diye soramıyorum, çünkü bu “<strong>imkânsız bir aşk masalı</strong>” biliyorum. Bir kederi gözlerinde bitirecek olmanın büyük sevinci içindeyim. Aslında büyük bir yalancıyım biz katında. Kötü bir yalancı… Kaçtıkça nasıl da sana bulaştığımın, nasıl da sarmaşık gibi sarıldığımın bu bilinmeze… Bir daha kimseye bu kadar güzel yenilmemek için, gözlerimin buluşacağı gözlerden kaçıyorum. Derdimi sevdim. Senden sonra en çok kendimi. Seversin diye bir gün dikeni, gülünden ayrı. Yağmuru ıslandığımız soğuğuyla. Geceyi sabah ettiğimiz tan yerinin üzerimize sinen gölgesiyle. Tam eksildiği yerden tamamlandığımız gözlerimizde. Varlığına ihtiyaç duyduğum her saat sana gel diyememenin ağrısı bu. Her zerremin seni yaşıyorken diline gelenleri söyleyememe acizliği. Dünyayı doğuruyor bir yanın, bir yanın kandilleri söndürüyor. Şimdi kime niye anlatmak gerekir ki bu meseleyi, biz bize yetiyorken. Yalnız ölüm en çok yakın bize. Sona yaklaştıkça umudum artıyor, bir başka dünyada kavuşma ümidine. İncinmesin yüreğin olur mu? Bir gülümsemene bin tane dağ çiçeği açıyor. Soldurma onları. Ben bir masal uydurdum kendime, yarım kaldığım her şeye inat tam olmaya. Bu bir rüyaydı elbette biliyorum. Bitmesini istemediğim bir rüyanın eşiğinde, gözlerindeyim. Bu gerçek değil sen de inan, bu bir aşk masalı, kavuşması hiç mümkün olmayacak imkânsız bir aşk masalı…</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[HİÇ]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/hic</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/hic</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202402/image_870x580_65be2ed6e7341.jpg" length="65700" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202402/image_870x580_65be2ed6e7341.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sat, 03 Feb 2024 12:18:40 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Gökyüzü yalnızlığın emsali sanki.  Bulutlar, duvarı ağlayan kalbimin. İnsan insanın ihanetini kabul etmekte niye vicdansız olamıyor ki. İnsan, insanın yanlışının üstünü kapatmakta çok usta. Yağmurlar temizleyebiliyorsa toprağı, bir kalp de toprağı görmeden kalbi iyi edecek yolu bulmalı. Huzura gidilecek bir yol varsa bulunmalı. İnsanlar kirli. Göğü, bulutu, yağmuru yetmiyor kötüyü iyi etmeye. Duvarlara yumruklarımla çizdiğim acı tablolarını  yıkmak istedim. Bir şefkatli kadının kollarında ağrıyan yanlarımın sarılmasını. Tanrım yeryüzü çok kirli. Ağrıyorsa sızlayan yaralarımın kabukları, hep bundan. </p>
<p> Yapraklar düşmüştü bir sokağın ince başına. Sokağın başında bir kedi tırmalıyor bir bankı. Üzerinde baygın yatan bir amca uzanmış boylu boyunca. Karnını içe çekip elleriyle başını saklayarak. Yanında devrilmiş birkaç şişe. Geçmişin soğuk izleri duruyor karşımda. Geceden kalma bir ah rüzgârı esti bankın üstünde. Derin bir ah siniyor yüzümün ince çizgilerine… </p>
<p>Bir şey var içimde. Adı yok. Bir hiç diyorum bazen. Bazen bir yokluk. Susuyorum  geceleri. Gözlerim konuşuyor anılarıyla. Bazen bir gözüm ıslanıyor diğeri hep dolu. Tek gözyaşı düşmüyor. Düşse bile yarım kalıyor. Bir şeyi zaten hiç tam yapmadım ben. Hep yarım hep eksikti çoğu şey. Bir cümlem yarım kaldı bir gün dilimde tamamlanmadı kimse de. Bir gün oyuncağımı kaybettim. Beynimin orta yerinde kaldı çocukluğumun yarısı. Ellerim… Onlar hiç tamam olmadı.  </p>
<p>İçli bir nefes indirdim ciğerlerime  sen giderken ardından. Bugün gök gürültüsü en acımasız haliyle üzerimde sanki. Hangi şarkının nakaratıydı anıları biz eden bilmiyorum. Bir ses uğulduyor sol yanımın dibinde “bitsin artık”.  </p>
<p>Öksüzlüğe dem vuruyor bu gece. Efkâr kalemi tütüyor gözümde. İstemsiz yazmak istiyorum. Bir bardak çayın huzuruna karışmak. Gece selamlıyor ayı. Soğuk bir rüzgâr esiyor penceremden içeri. İç savaşım bu gece de mağlup kendi kendine. </p>
<p>Cenderede sıkışmış bir kalp taşıyor etten bir beden. İçimdeki şen çocuk söyle,  neredesin? Bu gece çık gel. Yitirdiğim benliği bul yine. Birkaç saate derinlere düşüp kaybolacak düşüncelerim şimdi bir uçurum. Bir rüyadan ibaret olma yarına uyanmak istemiyorum. Bir gün uyanma payına karşılık her şeyin bitecek olmasına kırgınım. Kızgınım rüyaları gerçek olduramayışımıza. Kızgınım kendimden gayri her şeye. Kalbim diyorum daha ne kadar kırılmalı. Parçaları toplamak için yerlerden. Sildim çıkardım karanlık içindeki yüzleri. Kimse kalmadı. Kaç sonsuz yalnızlık sığar insanın yüreğine. Her şeyi bırak bir kenara. Kalbim diyorum daha ne kadar kırılmalı bir hiç uğruna.</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[AYNADAKİ YANSIMA]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/aynadaki-yansima</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/aynadaki-yansima</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202402/image_870x580_65be2dc26040b.jpg" length="32022" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202402/image_870x580_65be2dc26040b.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sat, 03 Feb 2024 12:13:23 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun sessiz gecelerin birinde, henüz sabahı edecek güçle ayakta duran gözlerimin, koyu karanlığında yazıyorum bunları sana. Bu his ki asla anlatılmayacak bir duygunun tezahürü… Sana âşık olmak apaçık en büyük delilikti.  Anlamıyorum şu evren her anında seni bana hatırlatmak için neden bu kadar gayret içinde? Seni bana getirmenin yollarını buldurmak varken, niye her intihar sonrası tekrar diriltmek için bir şans daha verir kalbime. Madem olmayacaktın, bu kalple derdin ne? Neden sonbahar da kurumaya yüz tutarken ağaçlar, benim gönlümde çiçekler meyveye durdu?  </p>
<p> Aramızdaki mesafenin yalnızca satır aralarında bırakılan boşluklardan ibaret olmasını dilerdim. Kim koydu bu zamansız ayrılığı aramıza. Gittiğinden beri sessizlik iyice sessizleşti. Varacağım yollar uzadı. Bir ağırlık çöktü üstüme. Aklım, bir garip gözlerinin içindeki o küçük çocukta hala. Ellerimi uzatsam sanki hemen şurada. Başını alıp omzuma yaslasam, üşümüş ellerini avuç içimde ısıtarak öpsem, titreyen parmaklarının alsam soğukluğunu. Gözlerine bir tebessüm yayılsa tam o anda. Başını alıp usulca dizime bırakmış olsan. Ellerim saçlarında gezinirken yüzünü uzun uzun seyretsem. Güneşin son ışıkları da geceye teslim ettiğin de kendini, yorgun başın göğsümün üzerine düşse… Sonrası gece ve senle baş başa.</p>
<p>Seni deli gibi özlemek dışında beynimde zuhur eden başka bir olay yok. Başka bir vuku sirayet ettiğin de bile bir tebessümle sıyrılıp yine huzurla meşgul olduğum en güzel meselemsin. Ama ömür dert bildiğini ödül, ödül bildiğini ceza diye verir. Hayat zaten bundan ibaret değil midir? Olaylar ve yaşanılan örgüler. Gelenler gidenler, Kayıplar kazançlar,  bizden eksilenler ve bizi biz yapanlar. Sen hangi olay örgüsünün neresindesin? Gelen, giden… Kayıp, kazanç… Eksilen ya da var eden… Hangisi? Hangisisin ömür penceremde? Hakkımız da cevabını bilmediğimiz ne kadar çok şey var. Buna rağmen ne aklım ne de ruhum başka bir ismi sayıklamıyor dilinde. Gün adının zikriyle başlayıp, gecenin sessizliğinde saatin tik tak seslerini bir ritme dönüştürüp birkaç resim karesiyle öylece duruyor aklımda. Bir avuntu dondurulmuş zamanın kıyısında sana hasretle bakan gözlerimde.  </p>
<p>Bir ayrıntı iç sesimin sürekli tekrar edip bağışladığı “Can bedenden çıkmadıkça, umut devam etmeli…” tutunup minnetle azat olmayı bekliyorum bu yankıya ya da hepten teslim olmaya. Geleceğin vakit hüznüm alabildiğine gökkuşağına dönüşecek biliyorum. Takvimler ve saatler unutacak yine kendini. Sahi hatırlamıyorum zaman hangi gün neden terk etti bizi? Bir az önce denizin dalgasına seni anlattım. Güneş ufukta toparlanmış gitmeye niyetliyken kızıllığı denizin üzerine serilmişti. Bir kızıl saçlı kız sanki hırçın bir yanını denize bırakmıştı bugün. Dalgalar çekilirken uzakta bir yerde, seni gördüm. Koştum dalgaların üzerine. Boyumu aşan suya inat ruhuma kadar ıslandım. Az sonra dalgaların arasında belirdi yüzün. Yine aynıydın. Ne vakit gün yüzünü yine bağışlar bana bilmem.  Ama inanmak istiyor kalbim güneşin bir sabah seninle doğacağına. İnanıyor mu ellerin ellerimle buluşacağı vaktin geleceğine? Biliyor musun? Masamdaki güller hiç susmadan seni soruyor bana. Aynadaki yansıma duyuyor musun beni, gözlerin sayıklıyor mu yüzümü hala?</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[LA]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/la-66</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/la-66</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202402/image_870x580_65be27fb3cf97.jpg" length="82266" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202402/image_870x580_65be27fb3cf97.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sat, 03 Feb 2024 11:49:14 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p><em>“Ey yar-i vefa ’dar derdime derman yine sensin,<br> Bi-çare olan canıma canân yine sensin…”</em></p>
<p>Sevda sözleri dökülüyor şu öksüz dilimden. Birbirine ulaşamayacak cümlelerin ömür boyunca yaşayacağı eksiklikleriyle. Birbiri ardına sıralanacak özlem dolu beyitlerin, sana yazılmış kâfiyelerine rastlayarak uyanıyorum bu sabah. Bu sözlerin uzaklığını seninle yakın ederek güneşi selamlıyorum. Baktığım her yer sen oluyor birden. Gördüğüm, hissettiğim, nefes aldığım, nefes almak istediğim her yer. Öyle tamsın ki… Aynadaki yansımaya seni anlatırken öylesine de yoksun ki, öylesine uzakta…</p>
<p>Yeni çizilmiş bir resim yüzün. Bin tane fırça darbesinin üzerine itinayla resmedilmiş gibi her şey… Garip gönlümün güzel Leylası, siyah Süveydası… Kırmızı güvercinleri göğe saldım dün, dallarıma tekrar konsunlar diye. Sözlerimi yutmaya bin kere yemin etsem de, and olsun ki dilim senden başka bir cümle getiremez diline. Dün ruhumu göğün yedi kat üstünde tutarak bulutlara yürüdüm. Sen uzaklardasın diye. Hiç dönmeyecekmiş gibi yürüdüm ve hiç gelmeyecekmişsin gibi ilk defa adınla seslendim. Adını bulutlara çizdim. Ses çarparak geri döndü bana. Adını kabul etmeyen bir ses “<strong>L</strong><strong>Â</strong>”. Yüksek sesle adını ömrüme kabul ettirmeyecek bir güçte “<strong>L</strong><strong>Â…</strong>”</p>
<p>Göçmen kuşlarına kılavuzluk edip uzaklara gitmeye meyillimiz. İki harf, tek hece bir senden ibaret bu yol. Yol üzerinde dağılmış nar tanelerini bulmaya inat yürümeliydik uzun uzun. Ömrümüze bereket vermeliydi nar ağaçları, bir dua niyetine. Sen çağırdığın vakit gelmeliydi ayaklarım, ellerim, gözlerim. Ki gözlerim gözlerini ibadet bilmeliydi, her vakitte sana kavuşan. Sana bu hikâyenin mutlu bitmeyeceğini anlatmıştım hâlbuki. Defalarca… Kekeme sevincine ortak ettiğinden beri içimdeki kuşlar hiç susmadı. Ne vakit gözlerim gözlerinin buğusuna düşse, saka kuşlarının içimde şarkılar söylediğini bilirim. Duyar mısın sende sahi? Ömründen ömrüme çekilen cezanın diyeti, kaç yıldı? 3 mü , 5 ya da 40 mı? Kırk yıllık gecikmenin mi cezası hiç doğmamış olmayı dilemek? Sorgulamak dünü, bugünü yarını, geçmişi sensiz. Ne anlamı kalırdı ki yaşamanın. Kırk yıllık bir gecikmenin adı bu. Binlerce kez çığlık atarak “<strong>L</strong><strong>Â</strong>”demek bu. İçimizin olmazlarına, olmayacaklarına, gerçekleşmeyecek hayallerine, gelecekteki çocuklarımıza sana, bana, bize. En çok bu aşka “<strong>L</strong><strong>Â</strong>”…</p>
<p></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[MÜNZEVİ]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/munzevi</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/munzevi</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba5b2826568.jpg" length="90007" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba5b2826568.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 31 Jan 2024 14:37:43 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p><span> </span>Bir tufan yeri şimdi bu şehir. İçinin bedevi çölünde bir tutam umut bulsam razıydım orada kaybolmaya. Kendimden ziyade can bulmaya, ulaşmaya yola. Nasıl gelsin dile şimdi içimin bu eksik, bu bahtsız, bu yalnız çorak köhne yanları… Oysa yokluktan, yoksulluktan, bir kaçıştandı belki bu gelmeyiş. Hâlbuki kavuşmak yoktu aşkın sonsuz vaktinde, bilirim bundandı gecelerin siyahını katran karaya çeviren bu uzun bekleyiş…</p>
<p>               Ben sana gelemem dedim, gelmezsen eğer giderim demek geçmedi içimden. Kursağıma takılan her şey hala burada, az ötede. Senin keskin sözlerinin benimse hala noktasını koyamadığım yarım cümlelerde… Sevdanın hükmüne bedel miydi bu yokluğun ağrısı? Neydi sevmenin hikmeti senin dilinde? Hükmünü göster artık zamana. Bağrım kanıyor, çürüyor sessizce dilimin sanrılı kelamı. Bir ardıç, bir çınar boyu olsan kimsesiz bir kuş olup konsam bir dalına dedim. Tam kenarından tutsam tutunsam da hiç düşmesem omzunun sen kokan gövdesinden. İç geçirdi kalbim ve tekrarladı ey kalpsiz Tekfur, kimdin ve hangi adressiz yolun yolcusuydun da beni buldun? İki büklüm oturup da ağlayan gözlerimin niyesini soramadım hala kendime. Sonucunda sen çıkacak bir cevaba yenilmekti korkum. Sustu dilim yine de kavuşmayı bir kuşluk vaktinde bulmaya adayan kalbine inatla sarıldı, sarıldı… İçimde bir yerlerde sürekli bağırıp duran o seslerdi içimin kalabalık yanı. En çok duymak istemezken en çok duyduğum sessizdi çığlıklarım. Duymamak için çok defa kimsenin görmediği benim görmekten âmâ olduğum aklımın odalarında bir köşe bulup da sığındığım dediğim yerdi varlığın. En huzurlu dediğim yerdi gölgesinde sığındığım adın. Görünmez bir iple bağlıydık birbirimize. Sessizlik de bir nevi kimsesizlikti demiştin. Benim “sessizlikte bulduğum kimsesizliğim” din gözlerinin sürmeli satırlarından düşendi bu cümleler. Senin adına<span> </span><strong><em>Tevafuk</em></strong><span> </span>dediğin, benim ise “<strong><em>bunca zamandır oradaydın da neden ses etmedin</em></strong>” dediğim şeydin.</p>
<p><br>               Ben sana gelemem Münzevi,  bir yolunu bulursan sen çık gel. Bahara bırakma gayri bu sevinci. Solan gözlerime ışık ol diye gözlerim amansız bir yolu beklemekte. Ardından çiçekler ektim geleceğin güne yetişsin diye, soldurma ardından sardunyaları. Kalbime mühürledim seni. Gözlerini aradım suskunluğuma. Mektuplar birikti masamda okuyacaksın diye. Hoyrat atlar duruldu senin için. Uzaklar yakın olsun diye bulutlar dağıldı gökyüzü mavi açtı, senin için… Takılıp kaldı aklım gözlerinin nemine, bu beklemek nasıl korkunç ağrılı bilemezsin. Kalbinin ağırlığından çok yüklerim var. Bir haber olduğun bir kalbim ve içimde hala öldüremediğim bir sen… Öfkemi, nefretimi karanlık bir gece de karanlık bir kuyunun yalnızlığında terk ettim. Çok defa mektup yazdım henüz bilmediğim adına. Gece kuşlarından haber geldi mi sahi? Kendini bulmak isterken yitip giden kalbim, bilmez ki hala neredesin?</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[VİSAL]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/visal</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/visal</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba599de9655.jpg" length="46612" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba599de9655.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 31 Jan 2024 14:31:08 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>“Aşk bir terk etmişliktir, kavuşamamanın ötesinde.”</em></strong></p>
<p>İçimizde ne varsa sığdırmaya çalıştığımız o geçmek bilmeyen cümleleri bir mektuba sığdırma telaşındayım bugün. Kimseye sezdirmeden oturup tek kalemde yazdığım, yazıp yazıp sildiğim nihayetinde bir amaca tekabül edecek cümlelerin sonsuzluk eşiğinde…</p>
<p>Söylenecek o kadar çok şey var ki fakat burnumun direği sızlıyor. Sonra boğazım ağrıyor. Düğüm düğüm ediyor içimin ağrıyan gizli sözünü. Sanırım ilk defa bir mağlubiyeti bu kadar kolay kabul etmişim gibi. İlk ateşlenmeli hastalık gibi. İlk terkediliş gibi. Maruz gör bu halimi. Cümleleri nerede, nasıl kullanacağımı unutuyorum bazen<strong><em>. İnsan belleği unutmayı severmiş, en çok anımsamak istemediği şeyleri.</em></strong><span> </span>Bilakis hiçbir vakit unutmaman için yazıyorum bunları sana. Bana bu dünya içinde var olduğunun ispatı olarak cümleleri huzuruna bağışlıyorum, okuyup da hatırladığın birkaç güzel anımsamadan birine dönüşmek isteği belki. Siz bay nihayet! Kalbinizin odalarında ılık rüzgârların yüzünüzde bıraktığı o şefkat benim. Cesaretim beyaz at üstünde koşmayı emrediyor bana, varacağı noktanın sen olma umuduna; dörtnala! Bu ağrılar kavuşturmalıydı hâlbuki bizi. Aşktı bu, en imkânsız, en zor olan. O aşk ki, en çok imkânsızı bilen kalbe aitti.</p>
<p>Kırmızı bir kiraz ağacının gövdesine yaslansaydık yeterdi. Geçerdi sanki tüm bildiğimiz ağrılı saatler. Gecenin bir yarısı insanın kendi kendine konuşması ne aptalca değil mi? Bir kapı aralanıyor sanki bilmediğim sesler ardında. Bir ses ki bölük bölük ama yankısı içime yayılıyor :<strong><span> </span>“Sakın vazgeçme!”</strong><span> </span> Gölgesi muma düşen dudaklarının yansıması ne çok şeyi fısıldıyor aynı anda. Aynı fikirde misin sende? Bırak şu ıssızlığımı bana artık. Aşk sarhoşuna bulanmış bir Mecnun’un deliliği demesinler sonra bana!</p>
<p>               Ah! Matmazel… Günün bu saatlerinde, neredesin ki? Seninle konuşmayı özlüyorum. Eksik eksik parçalanan şu yüreğimi toplamayı bir tek sen biliyorsun. Bu yokluğa mıhlanmış hatıraların kendini unuttuğu o vakitleri istiyorum. Bir dilek hakkı sunsaymışsın bana ilelebet bunu dilerdim. Uykusuz gözlerimin son direnişleriydi bunlar. Sağ elimde umuda dair bir lirik hatıra. Son yokuşta düzlüğe varacakmışız gibi o çaresizlik hissi. Karşında olmadan konuşmak ne zor! Üstüme sinmiş bir geniş sessizlik. Hadi bana bir şey söyle! Tesadüfen başka başka aşklar tanır mıyız dersin, tekrar hayal kurabilir miyiz aynı salıncağın üstünde. Güneşin doğuşunu izlerken aynı anda saçmalar mıyız yine? Aynı bahçe de çiçekler yine eskisinden daha iyi yetişmez mi? Sen öğretmedin mi bunu bana? Göğsümde karıncalanan eski bir hatırayı tekrar yaşayamaz mıyım yeniden?</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[ALLI DEFTER]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/alli-defter</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/alli-defter</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba535c77701.jpg" length="119487" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba535c77701.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 31 Jan 2024 14:04:32 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p><em>Altın varaklı kapılardan, unutulmuş insanlardan sıyrılıp dua kapısına; tövbeli, elinde birkaç mektupla giriyorum, affedilmeyi dileyerek. Her duaya adının cümle hecesini bırakıyorum, bir daha hatırlamamak için seni. Her kapıda başka bir ben arıyorum, eski beni bir gün tekrar bulmak için.</em></p>
<p><em>Trenler geçiyor evimin hemen arka sokağından. Çocukluğumun hatırlanabilir en güzel yanını selamlıyorum, bir pencere kenarında. El sallıyorum geçmişin silinmeyecek yolculuklarına, mazi bir allı defterin tozlu sayfalarında çocukluğuma aralanıyor. Seni unutmaya geçmişin anılarına sığınarak başlıyorum. İnsan en aciz kaldığında niye çocukluğuna sığınmakta bulur ki çareyi? Özlemi niye hep çocukluğuna insanın? Bir ağacın gölgesinde toprağa karışıp güneşin batışına bir gün daha eklemek, günlerce uğraşılmış anne eteklerinin paçalarından yapılma koca bir uçurtmayı gökyüzünde bir zafer kazanmışçasına uçurtmak, bir ağacın gölgesinde baba sesinden hikâyeler dinlemek… Biliyor musun insanın yüreğinin üşümesi çocukluğunu özlemesi kadar. İçinde büyüyen boşluğun git gide sessiz, ıssız bir çöle dönüşmesi kadar… Neresinden bakarsan bak insanın yaralarını saracak yerdi sığındığı hatıralar. Bu hatıralar bitmeyecek sandığımız bir ömrün yarısı kadar…</em></p>
<p><em>Çok eski bir uzaklığın geleceğe köprü kurduğu bir allı defterdi bu… Tekrar yazmaya karar verdiğimde seni, içimin katili olmaktan kurtarıp temiz bir adam olarak dirileceğini umut ederek yazdım, bu beyaz sayfalara. İçinde sevinçleri, hüzünleri, yarım kalmış hayalleri, kabuk bağlamış yaralarıyla çoğu sayfası gözyaşı izlerinden kalma eski bir hikâyenin izlerine karışmış bir deftere seni yazmak… İlk defa birine inanmışlığın duygusunu o ulvi hissi oturup babama anlatıyormuşum gibi… Eğer sen de sevmiş olsaydın; ömrün yarım kalmış bir hikâyesini birlikte doldurarak, bir hikâyenin mutlu ve tamamlanmış biteceğine inandırmış olacaktım kendimi. İçimin büyüyen sancılı yanlarını, kaburgalarımın arasında beni yok edecek o ağrıları bu sayfalara yazmaya niyet ederken, çareyi bir bıçağın altında İsmail gibi yatmakta buldum, birinin gelip beni bu azaptan kurtarmasını bekleyerek. Bilmediğin birçok şeyi öğrendiğinde, hayatının birçok yerinde bunları birer alışkanlık haline dönüştürüyorsun ama eskiyen şeyleri yenileriyle değiştirmeye, bir eksikliği tamamlayacak yeni bir alışkanlık kazanamıyorsun. Yarayı yarayla kapatamıyorsun. Ruhumun çorak topraklarına çiçekler ektiğinde anlamıştım bunun bir alışkanlık olduğunu<strong>. “Sana sarılınca tüm özlemlerim bitiyor. Sıyrılıyorum bu dünyanın anlaşılmaz yalnızlığından.”</strong> demiştin, sanki tüm bu yalnızlığı sırtıma yüklediğinden habersiz. Ayrılık neydi bir kalbin dilinde? Önce seni binlerce insan içinde bir kalbin sesine buldurup, sonra o kalabalık için de sessizce kaybettirmeye mecbur bırakan…  Unutmayı beceremem demiştim sana. Keşke giderken sorsaydın kalbine, dönmeyecek kadar gidecekse bir insan, niye gelmeye niyet ederdi ki?  Dönmek bir yenilgi ise kalanın çaresiz adı değil midir Aşk?</em></p>
<p><em>Benim şu göğsüm, bunca şiiri hiç bu kadar geceleri uzun saymamıştı. Bu aşksa, alsın koynumdaki şu ağrısı taş kesilen kelimelerimi. Sustursun bu yanılan kalbimin sen konuşan sesini. Bıraksın içimin Leyla’sını bana. Bu allı defteri gömsün ellerim toprağın yedi kat dibine. O vakit toprak sevinsin. Bir alaca renge karışıp toprakta bir çiçeğe can versin. Kalbim yeniden doğarak “Merhaba” desin şu dünyanın gamsız yanına.</em></p>
<p><em>Merhaba…</em></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[AŞKTAN BÜYÜK]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/asktan-buyuk</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/asktan-buyuk</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba531906f47.jpg" length="51777" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba531906f47.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 31 Jan 2024 14:03:17 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<pre class="wp-block-verse">Aşktan büyüktü, küçük gözlerini dikmiş öylesine bana bakarken
Biraz masum, biraz işveli, biraz tehlikeli
Bütün korkularını çekip alsam demiştim derin anılarından
Gönül iklimine bir başka mevsimi savururken
Begonyalardan, sardunyalardan bitme bir yolda beraber yürümüş olsaydık
Bir sabah bırakıp unutsam her şeyi göğsünün sol boşluğunda demiştim,
Acıların rüzgâra tutunduğu bir zamanda, ona bulanmış olsaydı her şey
Saçlarını uzaktan sevmeyi bırakıp cesaret etseydim
Gözlerimdeki seni anlatabilmiş olsaydım, bir sabah gün doğumuna karşı
 
Sonra kalbimi bir defa unutsam dedim yanında
Kendimi, verdiğim tüm sözleri, benliğimi
Hiçbir türkü ağıt yakmamıştı bu kadar
İmkânsızlığına bir dem daha vururken.
Alıp çıkarsam ayrılığın korkusunu yüzünden
Bir dağ başı yalnızlığında çocuk olup yeniden büyüsek
Sana getirmiş olsam çocukluktan kalma tüm salkımsöğütleri
Bir anne yüreği şefkatinde o yaz yağmurunda ıslanmış olsak
Sonra dönüp şen kahkahalarınla elin omuzumda gökkuşağına doğru yürümek
Bütün her şeyi unutarak
Her şeyi…</pre>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[HALKA]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/halka</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/halka</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba51041ee20.jpg" length="87876" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba51041ee20.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 31 Jan 2024 13:56:32 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<pre class="wp-block-verse">Uyanıp gecenin bir yerinde, ayın süzülen yalnızlığına karşı seni düşünüyorum

Sonsuzluğa sığdırdığım zamanın tersiyle, masalların hevesinden olma

Bir gökyüzü bırakıyorum çiçekten sürmeli geceye

Bin yıllık gönül meramı bu, bir küçük radyoya dolan

Araf’ın en ulaşılmaz adresiyken içimde halkalanan.

Uzak şehirlerin, uzak insanların kederine terkedilen

Ete, kemiğe bürünmüş bir alın yazısı hikâyesi bu.

Bütün gönül yaralarının başladığı

Bütün hayatların bir ince iplikle bağlandığı

Dünya bir nefeslik yutkunma yeri

Hayallerini tamamlamadan göçüp gidenler için.

Nereye yürüyeceğini bilmeyen, etekleri bayram yeri çocukların

Arap aşım, sümbülüm, gönül özüm

Nazlı bekleyişlerde adını sayıklamaktayım

Neredesin! Bu çorak sessizlikte, bu merhameti yoksul kentlerde

Gün batımında solan sözler aşkına

Neredesin!</pre>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[MAHİ]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/mahi</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/mahi</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba50a244114.jpg" length="65610" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba50a244114.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 31 Jan 2024 13:52:45 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Omuzunda kanatlarından olma bir iyimserlik</p>
<p>Tanrı çiçeklere bulayarak yaratmış olmalı seni</p>
<p>Gökyüzü durduk yere niye gökkuşağına bulansın şimdi</p>
<p>Gece yıldızsız gökyüzüne bir bir seni dizerken anladım</p>
<p>Ey kalbim dedim sonra</p>
<p>Kederimdeki saklı mühür, bir tutam<span> </span><strong><em>sevda<span> </span></em></strong>mı yoksa</p>
<p>Gittim, geldim, durdum, bekledim</p>
<p>Üzüm şırasından bir sarhoş rüyası halim</p>
<p>Bir kandil akşamı, iki dünya arası bir yerde</p>
<p>Eşiklerden yapılma bir duvar önü</p>
<p>At arabası, küheylanlardan dolma bir evin penceresindesin</p>
<p>Seni izliyorum</p>
<p>Bir bahar rayihası yüzün</p>
<p>İçimi ürpertiyor kahverengi gözlerinin kirpik kirpik bahçesi</p>
<p>Ey kalbim dedim sonra</p>
<p>Kaderimdeki gizli mutluluk, bir dudak kıvrımındaki tebessüm mü yoksa</p>
<p>Aşkı bir gövdeden önümüze sunan Tanrı</p>
<p>Onsuzluğa bırakma beni</p>
<p>Ben bir rüzgâr da savrulacak ince buğday tanesi</p>
<p>Sen tüm güzelliklerin Şahı</p>
<p>Ruh-u revanım</p>
<p>Bana bağışla aşkın saadetini</p>
<p>Ölüm bir gün nasılsa bulacak bizi</p>
<p><strong>Mahi</strong>:<span> </span><em>Farsça bir kelimedir</em>.<span> </span><em>Mahveden, yakıp yıkan anlamına gelir</em></p>
<p><em>                                                              <span> </span><strong>Ruh-u Revan</strong>: Farsça bir kelimedir. Ruhun huzuru anlamına gelir</em></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[BİLMEZ MİSİN?]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/bilmez-misin</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/bilmez-misin</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba503ce7a0b.jpg" length="62363" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202401/image_870x580_65ba503ce7a0b.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Wed, 31 Jan 2024 13:51:26 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Merve Sühan]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Unutma hiçbir aşk imkânsızlığa yakın değildir/</em></strong><br><strong><em>hiçbir imkânsızlıkta aşk değildir.</em></strong><em></em></p>
<p>Gece rüyamdaki sohbetini şiir belledim, hiç susmayan sesinle ömrüme. Bir ahuzarı gerçek kılıp, bin defa iç çekerek seni bekledim; gecenin en hazin sessizliğinde. Ben sana şiirler yazdım, sesinin içli türküsünden uzakları duyarak. Dünya soğuk, içim buzken gözlerindeki gizin sıcaklığına sarıldım. Ben, yokluğunun her sancısına her gün bir düğüm daha ekleyerek bekledim seni. Seni beklerken ömrümün bir iplik gibi uzadığını hissettim. Hayatım boyunca birçok tecrübeyi yaşımın yanına ilikledim. Güçlendim, büyüdüm, düştüm, ağladım, haykırdım, sustum, çocukluğumu en çok gözlerindeki buğuda gördüm. Yenildim ama hiç vazgeçmedim. İçimin en çaresiz yanına tutundukça öğrendim bunu. Vazgeçmek saymamak, yaşamak dedim, hep aksine inatla. Ne çok yolu vardı öğrenmenin dedim çok sonra, seni severken.</p>
<p>Baba bildim yokluğunun sancısını. Ben acının en çaresizliğini babasızlık bildim yıllarca. Seni onun yokluğuna eş kıldım. Çoğu kez onu bırakıp sana ağladım. Gelmeyişine, hasretle beklediğim her güne… Gözlerine, ellerine, şefkatine, sözlerine, nedensiz susmalarına, her şeyine. Anne bildim en çok gelmeyişini. En çok sığınmak istediğim yerdi anne kucağı. Bir tek orada huzurlu, yalnız orada mutluydum. Ölüm bile gelse huzurla ölümü karşılayabilirdim bunu en çok sen bilirdin. Sana sarılmayı anne kucağı bildim. Huzuru gözlerinde, gözlerime baktığın şefkat bildim.</p>
<p>Bir kaldırımın üstünde yetim bir çiçek gördüm, koca bir taşı yarıp filizlenen. Umudu fısıldar gibiydi her hali. Bilmezsin sen, gördüğüm çiçekleri niye hep sen sanmamı. İçindeki zayıf kan, kekeme dilini ele verse de o taşı istediğinde kaldırıp zirveye ulaştıran da sendin. Sustum. Seni her gördüğüm de hissettiğim buydu. Lügatim da daha güçlüsü yoktu çünkü. Hiç te olmamıştı. gayrısı olmaz da bilirdim. Sen ne kadarını bilirdin sahi? Rüzgâr vurdukça yüzüme, her defasında sana sığındığımı bilir miydin mesela? Uçurtma uçururken beraber olduğumuz zaman kadar özgürleştiğimiz zamanları. Bilmezsin… Benim seni kendimden ayrı düşünecek bir şeyim yoktu.</p>
<p> Seni fotoğraflarından bilirim. Her gördüğüm de üşürdüm heybetinden. Bilmezsin seni koyduğum yerin yüksekliğini. Bundandır seni düşününce günlerce ağrıyan başımın geçmemesi. Burada vakit gün batımı şimdi. Kül rengi bir akşamüstü sinmiş bulutlara. Akşamın hazırlığı bu. Kurumuş bir göl susuzluğu içimde ve dilimde dünden kalma bir özlem. Sessizliğimin ince yankısıyla adını sayıklıyorum içimde. Bu gece de geçecek benden biliyorum. Özlemin zamanına bir takvim daha ekliyoruz sadece.</p>
<p>Sen aynı, seni düşünmek aynı, düşlemek, sevmek, hissetmek aynı. Hangi hünerli el seni bu denli içime yerleştirmeyi başarmıştı ki?  Sen lafzında zihnimde beliren tek cümle hep ardı ardına tekrar edip duran:</p>
<p><strong>Benim senden gayri, sensiz düşünecek ve gidecek hiç bir yerim yok. Bilmez misin?</strong></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                </channel>
</rss>