Bu Yazı Kitaplar Hakkında Değil

Ağu 25, 2026 - 18:21
Ağu 26, 2026 - 21:14
 0  3
Bu Yazı Kitaplar Hakkında Değil

Birkaç ay önce internette bir kitaba denk geldim. Adı “Hyunam-dong Kitap Dükkanına Hoş Geldiniz” idi. Kitap hakkında hiçbir bilgim yoktu ama adı ve kapağı ilgimi çekmişti. Birkaç gün sonra bir kitapçıda dolaşırken aynı kitabı tezgâhta gördüm. O an içimden satın almak geldi ve hiç düşünmeden aldım. Hatta kitabı satın aldıktan sonra yazarına baktım. Koreli bir yazardı. Bu da benim okuduğum ilk Kore romanı oldu.

O günlerde aynı anda başka bir kitap daha okuyordum. Bu kitap bir roman değildi; daha çok dinî ve felsefî düşünceler içeren bir kitaptı. Hayata dair öyle güzel fikirler vardı ki büyük bir keyifle okuyordum. Aynı anda iki üç kitap okumak zaten benim alışkanlıklarımdandır. Bu yüzden yeni romanı da hemen okumaya başladım.

İlk başta kitaba alışmakta zorlandım. Korece isimler birbirine çok benziyordu ve karakterleri ayırt etmek kolay değildi. Zamanla buna alıştım ama başka bir şey dikkatimi çekmeye başladı. Romandaki karakterler mutluluğun ne olduğunu arıyor, gerçekten öyle bir mutluluğun var olup olmadığını sorguluyorlardı.

Bu bana biraz garip geldi. Çünkü aynı günlerde okuduğum diğer kitapta gerçek mutluluk çok açık bir şekilde anlatılıyordu ve bana oldukça mantıklı gelmişti. Hatta kitabın bir bölümünün başlığı bile “Gerçek mutluluk ve ebedî saadet…” üzerineydi.

Bu yüzden romanı ilk başta sevemedim. Hatta paramı boşa harcadığımı bile düşündüm. Aklımdan, “Bir kitabı satın almadan önce mutlaka araştırın.” başlıklı bir yazı yazmak bile geçti.

Ama sonuçta bu bir romandı. İnsan başladığı romanı yarıda bırakır mı?

Okumaya devam ettim.

Sayfalar ilerledikçe karakterler çoğaldı. Kitapçı sahibi bir kadın, genç bir barista, kahve çekirdeği dükkânının sahibi, müşteriler… Her birinin ayrı bir hikâyesi vardı. İşin ilginç tarafı ise romanda büyük olaylar, şaşırtıcı dönüşler ya da heyecanlı sahneler yoktu. Sadece sıradan insanların sıradan hayatları vardı. Ama hepsinin yolu bir şekilde bu kitap dükkânında kesişmişti ve her biri burada biraz huzur bulmuştu.

Kitabın sonuna kadar beni derinden etkileyen bir bölüm olduğunu söyleyemem. Sadece sakin bir hikâye okuyormuş gibi okumaya devam ettim. Ama finale yaklaşırken bütün o olayların aslında tek bir cümleyi anlatmak için yazıldığını fark ettim.

O cümle şuydu:

“İyi geçen bir gün, iyi geçen bir ömür demektir.”

Bu cümle sanki gözümdeki siyah bir gözlüğü çıkarmış gibiydi. Yıllardır düşündüğüm, zihnimi meşgul eden bazı sorulara çok sade ama çok güçlü bir cevap vermişti.

O an aklıma aynı günlerde okuduğum diğer kitap geldi.

Orada yazıyordu ki mutluluk herkes için aynı şeyi ifade etmez. Beni mutlu eden şey sizi mutlu etmeyebilir; sizi göklere çıkaran bir haber benim için pek de önemli olmayabilir. Bu çok doğaldır.

Peki o zaman gerçek ve sonsuz mutluluk nedir?

Ben o kitaptan şunu anladım: Gerçek mutluluk, her hâlimizde Allah’a şükrederek yaşayabilmektir. Sadece iyilikte ve sağlıkta değil, musibet geldiğinde de Rabbimizden razı olabilirsek, bu dünyadaki gerçek saadeti bulmuş oluruz. Çünkü böyle bir mutluluk şartlara bağlı değildir; elimizden alınamaz.

Bu düşünce zihnime kazınmıştı. Umarım hayatımın sonuna kadar da bu fikrimden dönmem.

Ama yine de içimde başka bir kaygı vardı.

Ben bir gün öyle biri olabilir miyim?

Her hâlimde şükredecek kadar imanlı olabilir miyim?

Hayatımın sonunda geriye baktığımda pişmanlıktan çok memnuniyet hisseder miyim?

Bunların hiçbirinin cevabını bilmiyordum. Bu benim için çok önemli ama cevabı gizli kalan bir kaygıydı.

Sonra fark ettim ki ben hayatımın sonunda ne hissedeceğimi bugün bilemem.

Ama günümün sonunda ne hissedeceğimi az çok tahmin edebilirim.

Demek ki benim önce ömrümden değil, günümden memnun olmam gerekiyordu.

Eğer bugün istediğim gibi geçmezse de bugün son gün değil ki. Yarın daha iyi olmaya çalışabilirim.

Çünkü ömrümün sonuna geldiğimde geriye bakmak için sadece bir şansım olacak. Ama bunu her gün yaparsam, yarın kendimi düzeltme ihtimalim hep olacak.

İşte benim hayat felsefem bu.

Uzayli Yazar olma arzusundaki bir uzaylının küçük çabaları