Hangi Pişmanlıkla Yaşayacağını Seçmek

Ağu 25, 2026 - 13:50
Ağu 27, 2026 - 23:56
 0  3
Hangi Pişmanlıkla Yaşayacağını Seçmek

"Evlenirsen pişman olursun. Evlenmezsen de pişman olursun. Çocuk yaparsan da yapmazsan da pişman olursun." İlk bakışta insanın içini karartan, hatta biraz da nihilist bir cümle bu. Ne yaparsak yapalım kaybediyoruz gibi. Fakat Kierkegaard’ın düşüncesindeki asıl mesele, hayatın her seçiminin bizi pişmanlığa mahkûm etmesi değil; insanın seçmediği hayatı, yaşadığı hayattan daha güzel sanmaya yatkın olmasıdır.

Yaşadığımız hayat gerçektir. İçinde başarısızlıklar, tartışmalar, sıkıntılar ve sıradan pazartesi sabahları vardır. Yaşamadığımız hayat ise yalnızca bir ihtimaldir. Ve ihtimallerin garip bir güzelliği vardır. Nedeni ise onları gerçeklerle sınamak zorunda kalmayız. Bir insan evlenir ve birkaç yıl sonra eski özgürlüğünü özlemeye başlayabilir. Fakat yalnız kalan insanın da bir gece yatağında başka bir ihtimali düşünmesi mümkündür. Bir şehirde kalırsın, gitmediğin şehrin seni bekleyen hayatını düşünürsün. Gidersin, bu kez geride bıraktığın hayatı özlersin. Bir bölümü seçersin, başka bir bölümün sana daha uygun olduğunu düşünürsün. Bir insanla birlikte olursun, başka biriyle nasıl bir hayatın olabileceğini merak edersin. Ve bütün bunların ortak bir noktası vardır: Hiç yaşamadığın hayatın kötü taraflarını bilmezsin. Bu yüzden zihnimiz, yaşanmamış hayatları romantikleştirmeye bayılır. Belki başka bir şehirde çok daha mutlu olacaktın ama belki de orada yalnız kalacaktın. Belki hayalindeki insanla evlenseydin harika bir hayatın olacaktı. Belki de birkaç yıl sonra birbirinize yabancılaşacaktınız. Belki o bölümü seçseydin bugün daha başarılıydın. Belki de nefret ederek mezun olacaktın. Bunların hiçbirini bilemezsin. Çünkü insanın en büyük lanetlerinden biri, alternatif hayatlarını yaşayarak karşılaştıramamasıdır. Aynı anda iki farklı hayatı deneyemezsin. Bir kapıdan geçtiğinde diğer kapının ardında ne olduğunu öğrenme ihtimalini kaybedersin. İşte pişmanlık biraz da buradan doğar. Pişman olduğumuz şey her zaman yanlış seçimimiz değildir. Bazen yalnızca seçmediğimiz ihtimalin artık sonsuza kadar ihtimal olarak kalacak olmasıdır. Belki de bu yüzden “doğru seçimi yapmak” fikrine gereğinden fazla anlam yüklüyoruz. Sanki hayatın bir yerinde bütün seçeneklerin önümüze konduğu ve bizim de kusursuz olanı bulmamız gerektiği bir sınav varmış gibi davranıyoruz. Oysa böyle bir cevap anahtarı yok. Hayatın büyük kararlarında çoğu zaman doğru ve yanlış arasında seçim yapmayız. İki farklı bedel arasında seçim yaparız. Sevmenin de yalnızlığın da risk almanın güvende kalmanın da bedeli vardır. Dolayısıyla mesele, pişman olmayacağımız seçimi bulmak değil; hangi pişmanlığı taşımaya razı olduğumuzu bilmektir. Çünkü seçim yapmak, aynı zamanda diğer ihtimallerden vazgeçmektir.

Belki de yetişkin olmak tam olarak budur. Çocukken seçeneklerin çokluğu özgürlük gibi gelir. Büyüdükçe anlarsın ki her seçim başka bir ihtimali öldürür. Ve bir noktadan sonra hayat, “Ne istiyorum?” sorusundan çok daha zor bir soruyu önüne koyar: “Nelerden vazgeçmeye hazırım?” Fakat burada önemli bir ayrım var. Seçmediğin hayatı düşünmek başka, onun içinde yaşamaya devam etmek başka. İnsan geçmişteki kararlarını sürekli mahkemeye çıkarabilir. “Şunu yapsaydım...” diye başlayan cümlelerin sonu gelmez. Fakat hiçbirinin kesin bir cevabı yoktur. Çünkü geçmişteki sen, bugünkü sen değildi. O gün bildiklerin, bugün bildiklerinden farklıydı. O gün sahip olduğun korkular, arzular ve imkânlar farklıydı. Bugünkü aklınla geçmişteki kendini yargılamak kolaydır. Ama haksızlıktır. Çünkü o insan, elindeki bilgilerle bir seçim yaptı. Ve artık o seçimin ardından başka bir seçim yapabilirsin: Yaşadığın hayatı gerçekten yaşamak.

Belki Kierkegaard’ın düşüncesinin en sert tarafı burada ortaya çıkar. Pişmanlıktan tamamen kurtulamayacağız. Çünkü seçim yaptığımız sürece başka ihtimalleri geride bırakacağız. Fakat bu, seçim yapmamamız gerektiği anlamına gelmez. Tam tersine. Seçmek zorundayız. Çünkü seçmemek de bir seçimdir. Ve bazen insanın en büyük pişmanlığı yanlış yolu seçmesi değil, hayatının büyük bölümünü hangi yolu seçmesi gerektiğini düşünerek geçirmesidir. Belki de sonunda hepimiz aynı yere varacağız: Seçtiğimiz hayatın bazı günlerinde “keşke” diyeceğiz. Fakat mesele “keşke” kelimesini hayatımızdan tamamen çıkarmak değil. Mesele, o kelimeyle yaşamayı öğrenmek. Çünkü belki hayat bize “pişman olmayacağın seçimi” hiçbir zaman vermeyecek. Ve belki de hayat, doğru cevabı bulduğumuz anda değil, verdiğimiz cevabın arkasında durmaya başladığımız anda bizim olur.

Alper Kaya İnsan. Bilinç. Varoluş. Cevaplardan çok sorular.