Düşünmemeyi düşünmek
Yağmur yağdığında denize koştuğum zamanlar aklımda şimdi, oturup bir köşeye yağmurun denizi dolduruşunu seyretmek hoşuma giderdi. Nedendir bilmem iyi mi gelirdi bana, yoksa bir mucize mi izler hissederdim hiç düşünmedim.
Bazen ne düşündüğümü düşünmeden düşünürüm ben.
Çırılçıplak denize girdiğim zamanlar bu zamanlar hatrımda öyle hepsi...
(Burası burada değil artık, şehrin sokakları hâlâ denize çıkıyor ama ben koşmayı sevmiyorum. Ama ne zaman senin siluetin vursa bir yerlerden bana, nabzım koşmuşçasına yükseliyor, heyecandan elim ayağım titriyor. Senden kaçmam gerektiğini düşünmeye başladım.)
Çiçeklere isim vermiştik, saksıların üzerine birbir yazmıştık, silinmiş adları.
Ama çiçekler hâlâ biliyor verdiğimiz adları unutmamışlardır.
Bazı geceler sana uyanıp bir sigara içiyorum, Senin kokun çalınıyor birden burnuma, nedendir biliyorum.
Özledim sanırım.
Oysa elle tutulur gözle görülür değil özlem denilen bu his, soyut bir ağırlığı var kendince. Ama ben seni ne zaman özlediğimi hissetsem somut bir ağırlık çöküyor omuzlarıma, özlemekten şikayetçiyim anlayacağın...
" Sezen Aksu - gel kavuşalım artık"...
(Derin derin iç çekmek çok hoşuma gidiyor benim. Dünya, ciğerlerime doluyor sanki kiriyle pasıyla. Dalıp gitmenin kolaylığını keşke kalkıp gitmeye yamasalar ikiside eşit olsa. Parmak şıklatmak kadar kolay gelebilsem uyku aralarına, ama varabildiğim yer şuan iki dere arasında sıkışmak ironik...)
Ve atlar koşuyor şimdi gece karanlığında, nasıl anlatayım ben sana bunu görmen gerekir, gölgeler boyunca uzayıp giden düşler var heybelerinde. Bir kadın kırdı beni, ortadan ikiye yarıldım. Şimdi çatlaklarımdan sızan gece ve atlar var. Tepelemesine yığılıyor önümde şarkılar, çekip birini suratına vuruyorum.
Sanırım bazı kadınlar vicdansız doğuyor, bu konuyu belirtmem gerektiğine inanıyorum - inandım...
Yorumlar (1)