BİR EKSİK : ELLERİN

Ara 16, 2024 - 07:06
Ara 16, 2024 - 14:34
 0  87
BİR EKSİK : ELLERİN
BİR EKSİK : ELLERİN

Ey kalbimin sahibesi, neydi gönlünün imkansızlığını bana bulduran şey?

 

Bir bedevi gibi seni aramışım meğer, bir ömür. O kaybolmuşluk, o girdap, o zindan şehir de. Buldum, çok sonra. Çocukluğuma koştum seninle, sana her geldiğimde. Kalbin küllerimden doğurdu beni, yeniden. Kırmızı balonları ilk defa göğe bıraktım seninle o gece. Ki ilk defa birine karışmak istedim. Kendimi bırakıp sana karışmak, sende kaybolmak, kaybolmak…

 Zaman bizden yana değildi sevgilim. Meftun bir ayrılık hep şuradaydı. Çok geç kalmış, unutulmuş bir türkünün radyoda ansızın denk gelişi gibiydi her şey. Sonra zaman bir nefeslik tütün yaktı ömrümüze. Gelişin, müebbet günlerin habercisiymiş meğer.

               Nerede bir uzaklık varsa adını o saydım. Gökyüzüne bakar gibi baktım hep sana. Ağaçların rüzgarla karışıp dans ettiği havalarda, daha yakındın bana. Rüzgârın yüzüme değdiği anlar seni bana getirir sanırdım. Durdum rüzgâra sarıldım, her seferinde.

               “İnsan yaşlanınca en çok eksilirmiş.” babaannem öyle derdi. Yaşlandığında yanında elini tutacağın birisi olsun. Yoksa insan hep eksik bir ruhtur demişti. Haklıydı… Çünkü ellerin vardı. Ellerin ve sırasıyla parmakların bütün ederdi ruhumu her seferinde. Ne çok severdim onları. Parmaklarının uzun ince hatlarını uzun uzun seyrederdim. Bazen konuşur gibiydim onlarla. “Ruhuma aralanan o kapının baş kahramanı gibiydiler. Hayranlık içinde inanmak isterdim ellerine. Bir tanrı sonsuzluğunda ellerimi hiç bırakmayacaklarına. Dünya dönerken içimde dolanıp duran çocukluğumun hayaliymiş onlar.