AŞK-I FEVERAN
Kalbimi kenetleyip, demir kapılar ardında bıraktım o sabah, dehliz sulara teslim olduğumu bilmeyerek. Avara gönlümü kilitli kapılar eşliğinde selamladığım o sabah, yüreğimi ilk defa bilmediğim bir sancının kollarına bırakmışım meğer. İnsan ne vakit dara düşse, kendini uykunun huzuruna teslim eder. Ben o huzurlu uykuları hep bir kaçış, hep bir ölüm sessizliği bildim. Biri ölmüş de yas için susuyormuş gibi her şey. Evrendeki herkes kara bir karanlıktaymış gibi…
Meyus gönlümün zahir habercisi, dar geçitlerden geçiyorum kalbimi hep bir fazla boşluğa iterek. Dik yürümeye çalışarak başlıyorum hep içimdeki savaşlara. Gecenin sonunda bilmediğim bir yalnızlıkla baş başa kaldığım da anlıyorum hep niye bu saatlerde ağlamak istediğimi. Gece sonrasında, hıçkırıklar, cümlelere dökülüyor dilimden. Cümleler selamlıyor içimdeki ağrıları:
- Merhaba!
- Sevda-i Müşerref, Gül-i Zar, Ruh-u mücerret, Kalbî derya, Aşk-ı feveran, Lalezar-ı Süheyl, Ahval-i Pür-i Gir yan,
Bırak ervah-ı alemden gelen tanışıklığı, vaveyla içime dolan bir hıçkırıksın artık. Neredesin? Ruhumun nefes alma vaktidir şimdi, bence artık gelmelisin. Tanışmalıyız, konuşmalıyız, çokça susmalıyız aynı nefeslerde, Neredesin! Birlikte tek bir olma vakti değil de nedir şimdi? İnsan kendinden olmayan bir başka ruhu bu kadar bekler mi? Ruhunu ruhuma kavuşturma vaktidir şimdi Ey! en güzel beklenen, en güzel sevgili. Yalnızlığımın gül kokulu gül-i zarı, şereflendirme vaktidir kalbimi, kalbinle gel. Gel artık, kalbimin mübre’si ol. Bana ait ol. Benim ol. Kalbim, ruhu deryam, senin olsun.
Sevda-i Müşerref,
Şu mukaddes hayatına mevcud olmak, bir avuç toprak üstüne tesir edip yeşermek istiyorum olmaz mı?
Aşk-ı feveran: İçinde aşkı taşıyan kimse
Sevda-i müşerref: Kıymet verilen
Gül-i zar: güllerle kaplı bahçe
Ruh-u mücerret: Varlığı bilinen ama duyularla algılanmayan şey
Lalezar-ı Süheyl: Lale ile olan geçmiş
Ahval-i Pür-i Gir yan: Sevgilisine ulaşamayan
Mübre: Unutulması imkânsız
Mukaddes : Kutsal