IŞIKLARIN İÇİNDE
Belki de geceye âşık olan dolunay değil şehrin ışıklarıdır. Hani nasıl ki ben adını adıma yakıştırır, sevdanla gönlümü süslerdim ya şu sokak lambaları da neden âşık olduğum şehrimi süslemesin ki? Yine, yine ve yine âşık olduğum şu iki kahverengi gözünü düşleyerek yazıyorum… Sakın ha yumma gözlerini bana. Adını mısralarımda sakladığım gibi şu gülüşüne hasret gönlümde de saklarım. Sebepsizce gülmelerim sendendir; hâlin gelir aklıma, hatırın gelir. Kâğıtlar da taşıyamaz oldu aşkımı, vallahi kelimeler yetmez oldu. Ben beklerim kahverengi gözlü çocuk sen yeter ki geleceğini söyle. Uğruna kaçırdığım aklım, yitirdiğim gururum olsun. Ah bir sarılsam, bir tutsam elini yeminle unuturdum şehri de şu içinde kendimi kaybettiğim donuk ışıklarını da. Ama rüyalar gelip geçicidir kahverengi gözlüm… Uyandığımda ne adın kalacak hatırımda ne de şu bahsini geçtiğim aşkım. Ah o ne güzeldi ki; ne adın gelirdi aklıma ne de adına döktüğüm gözyaşlarım. Bir hoşça kal bu kadar kolay olabilirdi işte. Ağlayan yıldızları karanlık gecelere küstürdüm de koca dolunaya gönül verdiğimi unuttum şehrimin hiç sönmeyen ışığı. Allah’a ısmarladık…