<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">

    <channel>
        <title><![CDATA[oguzhanaydogdu]]></title>
        <link>https://blogya.tr/rss-feeds/feed/author/oguzhanaydogdu</link>
        <description><![CDATA[Blogya - oguzhanaydogdu]]></description>
        <atom:link href="https://blogya.tr/rss-feeds/feed/author/oguzhanaydogdu" rel="self" type="application/rss+xml"/>
        
                    <dc:rights><![CDATA[© blogya.tr]]></dc:rights>
        
                        <item>
                    <title><![CDATA["Bundan Sonrası Senin Sessizliğine Kalsın"]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/bundan-sonrasi-senin-sessizligine-kalsin</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/bundan-sonrasi-senin-sessizligine-kalsin</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67fc460660411.webp" length="73176" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67fc460660411.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sun, 13 Apr 2025 23:17:45 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[oguzhanaydogdu]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p data-start="350" data-end="818" class="">Artık kırgın değilim demiştim ya, aslında yalan söyledim. Kırgınım. Hem de öyle az buz değil, içimin en derinine işlemiş bir kırgınlık bu. Sana değil sadece… kendime de. Nasıl bu kadar gözüm kör olmuş, nasıl bu kadar inanmışım sana, nasıl “bir gün değişir” umuduna tutunmuşum… işte ona yanıyorum. En çok da kendime. Çünkü senin ne olduğunu çok önceden anlamıştım ama içimdeki sevda seni değiştirebilir sanmıştım. Olmadı. Değişmedin. Sadece daha iyi gizledin yokluğunu.</p>
<p data-start="820" data-end="1466" class="">Seninle geçen günleri düşündükçe, içimden koca bir boşluk geçiyor. Ne varsa o günlerde kalan, hepsi sustu. Artık ne eski şarkılar çalıyor kulağımda, ne de seninle hayal ettiğim sabahlar düşüyor uykuma. Uyandığımda seni düşünmek istemiyorum ama bazen hâlâ gözlerim seni arıyor. O anlarda kendime daha çok kızıyorum. Çünkü sen, hatırlanmayı hak etmeyecek kadar suskunsun artık. Bir zamanlar gözümde gökyüzü gibiydin, şimdi boğazımda koca bir düğüm gibisin. Ne anlatılabiliyorsun birine, ne de susunca geçiyorsun içimden. Hani diyor ya şair, “bazı acılar geçmek için değil, taşınmak içindir.” Aynen öyle… seni taşımak zorunda kalmak gibi bir şey bu.</p>
<p data-start="1468" data-end="1899" class="">Senin susmalarınla büyüdüm ben. Her açıklanmayan şeyin altına kendi duygularımı yazdım. “Belki zamanı değildir” dedim, “belki içinden bir şey geçiyordur ama anlatamıyordur” dedim, “belki beni böyle seviyor” dedim… ama sonra anladım ki, sen sadece <em data-start="1715" data-end="1737">sevmeyi bilmiyordun.</em> Ya da seviyorsan bile, sevgine sahip çıkacak kadar cesur değildin. O yüzden vazgeçtim. Ve bu vazgeçiş öyle bir şeydi ki, seni yok saymadım ama yokluğuna alıştım.</p>
<p data-start="1901" data-end="2346" class="">Korkma, sana hiçbir beddua etmedim. Ama senin gibi biri birini kaybettiğini fark ettiğinde, zaten hayatın en büyük cezası gelir. Çünkü geri dönmek istersin ama o yer çoktan başkasına ait olmuştur. O kalp, artık seni sevdiği gibi kimseyi sevemeyeceğini bildiği halde, bir daha seni sevmeye cesaret edemez. Ve sen de sadece izlersin… bir zamanlar senin olan ama senin gibi davranmadığın o sevgiyi, uzaktan izlersin. Çünkü sen kaybettin, ben değil.</p>
<p data-start="2348" data-end="2754" class="">Ben şimdi kendi içimde büyümeye devam ediyorum. Her şeyin sustuğu, herkesin sırt döndüğü o karanlık günlerde bile kendimi tutarak, kendimi sararak... Ve yemin ederim, bir daha hiçbir sevgiyi kendime düşman etmeyeceğim. Bir daha kimseye "belki değişir" diye beklemeyeceğim. Çünkü ben değiştim. Seni sevecek kadar yumuşak olan kalbim, artık kendini sevecek kadar sert. İçim hâlâ dolu ama seninle değil artık.</p>
<p data-start="2756" data-end="2959" class="">Bu satırları yazarken bir damla gözyaşı bile dökmedim. Çünkü sen ağlamayı hak edecek kadar içimde kalmadın. Gidiyorum. Gerçekten bu kez içimle, kalbimle, aklımla gidiyorum. Arkama dönmeyeceğim. Bunu bil.</p>
<p data-start="2961" data-end="3022" class="">Ve eğer bir gün bu yazıyı okursan... geç kaldığını bil yeter.</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA["Giden Yok, Ama Kalan da Ben Değilim"]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/giden-yok-ama-kalan-da-ben-degilim</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/giden-yok-ama-kalan-da-ben-degilim</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67fbeed83f334.webp" length="14108" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202504/image_870x580_67fbeed83f334.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sun, 13 Apr 2025 17:05:49 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[oguzhanaydogdu]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p data-start="272" data-end="940" class="">Bilmiyorum... belki de her şey bir bakışın içinde gizliydi de ben fazla uzun baktım. Fazla inandım, fazla kaldım, fazla sevdim. Şimdi her şey fazla geliyor. Fazla sessizsin mesela, fazla uzağım sanki. Sen gitmedin ama yok gibisin. Hani bazen içimden bir his geçiyor, diyorum ki "şimdi arasa, yine her şeyi unuturum." Ama senin adını telefonda göremeyeli kaç mevsim geçti. Ve ben hâlâ seni unutmakla hatırlamak arasında kalan o dar sokakta, elimde geçmişle, cebimde yarım kalan cümlelerle dolanıyorum. Seni özlemiyorum desem yalan olur, ama seni beklemiyorum da. Çünkü artık beklemek bile acı veriyor. Sanki her bekleyişin sonu yine bıçak gibi bir sessizliğe çıkıyor.</p>
<p data-start="942" data-end="1397" class="">Biliyor musun, seninle olan her anı sanki bir kitap sayfası gibi, kapatamıyorum. Açtıkça kanayan satırlar var. Ama ihanet yok bu hikâyede, sadece olmamışlık var. Olmamış ama olmuş gibi yaşayan bir ben varım burada. Ve her şeyde sen varsın. Bir şarkının nakaratında, sigaranın ilk dumanında, sokaktaki bir köpeğin bakışında... Her yerde sen. Ama sen hiçbir yerde. Ne kalbimde tam bir yerin var, ne de zihnim seni kovabiliyor. Bu neyin dengesi, çözemedim.</p>
<p data-start="1399" data-end="1838" class="">En çok da kendime kızıyorum bazen. Neden hâlâ seninle ilgili cümleler kuruyorum diye. Ama insanın yandığı yer, yazdığı yerdir derler. Ve ben yandıkça yazıyorum işte. Yazdıkça da anlıyorum; sen hiç gitmemişsin aslında. Sadece susmuşsun. Benimle konuşmayan bir sessizliksin artık. Ama en beteri, o sessizlik bile güzel geliyor bazen. Çünkü hâlâ senin kokun var içinde. Ve ben, her şeye rağmen, o kokunun ardında kalan karanlıkla barışıyorum.</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                </channel>
</rss>