<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">

    <channel>
        <title><![CDATA[Kübra İrkilata]]></title>
        <link>https://blogya.tr/rss-feeds/feed/author/kubra-irkilata</link>
        <description><![CDATA[Blogya - Kübra İrkilata]]></description>
        <atom:link href="https://blogya.tr/rss-feeds/feed/author/kubra-irkilata" rel="self" type="application/rss+xml"/>
        
                    <dc:rights><![CDATA[© blogya.tr]]></dc:rights>
        
                        <item>
                    <title><![CDATA[Jean Baudrillard'ın Gözüyle Yok Edemediklerimiz]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/jean-baudrillardin-goezuyle-yok-edemediklerimiz</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/jean-baudrillardin-goezuyle-yok-edemediklerimiz</guid>

                    <description><![CDATA[Jean Baudrillard'ın Neden Hâlâ Her Şey Yok Olup Gitmedi kitabı üzerine kısa bir öneri ve içerik hazırlamak istedim. Durup biraz hiç var olmamışların, var olup yok olma eşiğine gelmişlerin ve her şeye rağmen var olacakların üzerine eğilelim, kulak kesilelim dünyaya. Biraz olsun duymak, duyumsamak için...]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202412/image_870x580_674cb140061b1.jpg" length="491867" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202412/image_870x580_674cb140061b1.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sun, 01 Dec 2024 19:23:21 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Kübra İrkilata]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sevgili okur. Sana bir kitapla geldim. Düşünce dünyanın sınırlarını biraz zorlamak varsa duvarlarını yıkmak seni açık alanların atmosferi ile tanıştırmak için. Neden Hâlâ Her Şey Yok Olup Gitmedi sevgili okur? Bunca hızın kurbanı olup da neden maktulü değil hâlâ yaşamın incelikleri? Baudrillard modern dünyanın bir simülasyon kurbanı ettiği zamanı kaba sığdırıyor.  Gerçeklik kendi ekseninde kaybolmaya mahkum bir illüzyon muydu yoksa kendini çürüten bir tez mi? Tanrım belki de hiçlik kendini öğütüp varlığı doğurduğundan beri gerçeklik form değiştirmiştir. İllüzyon tam da öğütülenin arzu ettiği gibi gerçekleşiyordur. Anlam belki de kendi için üretilen araçlar eliyle kaybolmuştur. Mesela elimizde teknoloji harikaları cihazlar anlık iletişim ağları sağlayıp haber almayı kolaylaştırırken, haberdar olma isteği ve merakını almıştır elimizden. Yani dolu dopdolu bir kadehten yudumlanan şarabın tadı, tat alma duyusunu yitirmiş biri için ne ifade ederse altın tepside sunulanların rahatlığı da anlam arayışını ve kavrayış kabiliyetini yitirmişler için o denli anlamsızdır. Sürekli gelişen yenilenen ve dolulaşan sistemin aslında içi boş mu? Bu canlı fakat cılız ses bir boşluktan çıkar ancak. Boşluk neresi sevgili okur? Boşluk biziz, içimiz. Doldurmak için kepçe ile saldırdığımız dünyanın sonunu hâlâ getirememiş bizleriz. Hiçliğimizi donatmak isterken, varlığımızı ispata koşarken, gücümüzü kendimize yani kendi varlığımıza, arzularımıza ispat etmek için çırpındığımız bu su bizi neden hâlâ boğmadı? Anlamını yitirmesine rağmen dönüşmeye devam eden sistemin parçaları hâlâ sağlam. Sağ mı? Bilemiyoruz. Egemenlik duygusu bizi dünyaya koşturdu. Dünyada ne işimiz vardı ki? Kime meydan okumak için gelmiştik kendi ırkımıza mı? Doğa ya peki o da mı bizim egemenliğimizi kabulü için bir karşı cephe? Tanrım bunca savaşın, hırsın, şu delirmiş insanların derdi ne böyle?.. Zamanı tuttuk bir fotoğraf karesinde ölümsüz şimdi ruhunu geri aldıkların. Ya sonra? Durmayacağız galiba. Ruhu vermek istemiyoruz sonrasında yine yetinmeyeceğiz. Bizi hatta belki hırslı tutkularımızı yok edecek teknolojiler icat edeceğiz. Daima ilerleyeceğiz, ırkımız yok olana dek. Ve zaman hiç akmadan, kıpırdamadan, azalıp çoğalmadan şahit olacak bize. Biz geçip gittikçe o akıp gitti diye serzeniş etmeye devam edeceğiz. Hiç iz kalmayacak fakat yaşanacak, yaşayacak hiçlik. Hiç olana kadar. </p>
<p></p>
<p>• "Hemen her zaman bizim üstünde yer almadığımız, var olmadığımız bir dünya düşlemedik mi? İnsanlardan yoksun, hiçbir insani müdahaleye izin verilmeyen şiirsel bir dünya hayal etmedik mi?"</p>
<p></p>
<p>• "Analojik görüntüyle birlikte ortadan kaybolan bir şey varsa o da fotoğrafın özüdür."</p>
<p></p>
<p>• "Bir kavram ortaya çıkmaya başladığında temsil ettiği şey ortadan kalkmaya başlamaktadır."</p>
<p></p>
<p>• "Sahip olduğu o istisnai öğrenme yeteneği sayesinde insan bir yandan dünyaya bir anlam, bir değer ve bir gerçeklik kazandırmaya çalışırken, diğer yandan bunlara koşut bir şekilde eriyip gitmelerini sağlayacak bir süreç başlatmıştır."</p>
<p></p>
<p>Jean Baudrillard'ın peşinden gidip "Neden Hâlâ Her Şey Yok Olup Gitmedi" diye sormak kısa ve düşünce dünyasının fırtınalı bir yolculuğu...</p>
<p>Belki de her şey eriyip ayrışamayacak kadar karışmıştır çoktan. Elimizde somut bir hiçlik kalmamış yalnızca söylemi vardır. Bir efsanedir belki kulaktan kulağa bugüne kadar gelmiş. Yitirmekten korktuğumuzu aslında hiç elde edememişizdir belki de. Aynı zamanda kaybolup gitmesi için yola taşları da biz dizmişizdir. Varlığı yoklukla isteyen, hiçliği yarattıklarımızla pasifleştiren de bizizdir. Baudrillard " Teknolojik güdümleme sayesinde basit varlıklara dönüştük" diyor. </p>
<p>Sence de öylemi sevgili okur? </p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Ses/len/Sen]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/seslensen</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/seslensen</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202403/image_870x580_65fe0265572a0.jpg" length="76046" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202403/image_870x580_65fe0265572a0.jpg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Fri, 22 Mar 2024 22:17:39 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Kübra İrkilata]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 17px;" ;="">Koşmaktan başka kayıkta kürek çekmedim ömrü billah </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Yetişmek için yazgıma, kollarıma kuvvet verdi Tanrı</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Nerden bilirdim kollarımı birleştiren göğsümün içinde </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Bir yaşamak birikmiş her solukta küt küt atan</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Sormadım ki hiç beni burda neden unuttun diye.</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Unutulmuş muydum sahi?</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Halbuki </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Terk edilmiştim belki </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Ben havva değilim ki Tanrım</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Ademi de ben kandırmadım </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Beni bu kavganın göbeğinde mi unuttun</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Beni tüm zamanlarda hep böyle mi uyuttun?</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Sancımı taşıyacak bir adem yaratır mısın benden </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Sancını yaşadığım bu alemde bir adem </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Yaratır mısın yine </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Yeni dünyalar kursam</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Oraya da sürgün edilir mi benden olan</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Tanrım </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Beni benden çıkarırsam </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Ne kalır ki sana benden geriye?</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Hiç düşündüm mü bilmem </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Şu aklımı zora koşmaktan yitirdiğim lisanımı </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Hoş bir sada bırakmaya ittim mi ben...</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Bana biçtiğin ömrü biçimlendirme kudretini </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Kuvvetle muhtemel biraz abarttım</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Fakat abartmak nasıl desem Tanrım </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Benim senden seni dileme lisanım</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Elimi, terk edilirken payımdan fazlasına uzattım</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Sonra sen bir şaire "sevmek mübalağa sanatıdır" dedirttin ben üstüme aldım</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Tüm lisanları bir yanıyla senin sandım</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Tanrım bana kendi sesinle seslenir misin ?</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Beni Yusuf'un kuyusunda ışıtacak</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Bana balığın karnında Yunus'u hatırlatacak </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Sesinle, seslenir misin?</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Yeniden yaşa desen mümkünken el uzatmam </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Fakat bir affınla yeniden doğarım defaatle ömrüme </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Ben havva değilim Tanrım!</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Ben ademi senden özge bilmiş değilim</span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Beni bu günahtan </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Beni kendimden azad et </span><br><span style="font-size: 17px;" ;="">Beni kendinle kuşat, bana öyle ihsan et...</span><br><!--/data/user/0/com.samsung.android.app.notes/files/clipdata/clipdata_bodytext_240323_011327_410.sdocx--></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                </channel>
</rss>