<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">

    <channel>
        <title><![CDATA[harun191]]></title>
        <link>https://blogya.tr/rss-feeds/feed/author/harun191</link>
        <description><![CDATA[Blogya - harun191]]></description>
        <atom:link href="https://blogya.tr/rss-feeds/feed/author/harun191" rel="self" type="application/rss+xml"/>
        
                    <dc:rights><![CDATA[© blogya.tr]]></dc:rights>
        
                        <item>
                    <title><![CDATA[S'ye mektuplar]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/sye-mektuplar-7477</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/sye-mektuplar-7477</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" length="49398" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Mon, 11 May 2026 19:15:01 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[harun191]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>ALTINCI GÜN</p>
<p></p>
<p></p>
<p>‎Kısa ( birde bana sor o gün nasıl geçti)bir aranın ardından bugün tekrar yanımdasın çok şükür.Bu izin olayı hiç hoşuma gitmemeye başladı.İptal mi etsek napsak ya.Yada senleyken zamanı durduralım.Gün yirmidört değil beşyüz saat olsun ve her saniyesinde yanyana olalım.Hatta eve gidip yatağa yattığımızda da ruhlarımız yanyana olsun.Hiç ayrılmayalım.Birazda modern fiziğin sınırlarını biz zorlayalım olmazmı.Zaten asırlar geçmiş sensiz artık ayrı kalmaya takatim kalmadı.Sevmek kaç farklı şekilde anlatılır bu yazma işi ne kadar daha sürer bilemiyorum.Ama sen yanımdan geçerken keşke duyabilsen kalbimin atış hızını.Keşke sorsan bu çıkan ses ne pat pat biri duvaramı vuruyo diye.Ozaman kendimi anlatmaya gerek bile kalmazdı.Kayboluverirdik birbirimizde.Kimse bulmasın bizi böylece kalalım diye dua ederek.Kendimi yıllar önce kaybetmişken sende buldum bi görsen sende bu perişan halimi.Bir duysan içimde kopan fırtınaları.Bi dokunsan bana artık bitti bekleyiş der gibi.Bundan sonra bize acıda yok ölümde edasıyla.Fikri bile güzel.Sen ben değil biz olmak.Zaten kimliklerin ne önemi var.Aldığım nefes senken vede senin yakınındaki hayatı görmüşken daha bir adım uzağa gidemem.Kovsanda kızsanda inan bana sensiz bi hayat önü karanlık bir uçurum.</p>
<p>‎</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[S'ye mektuplar]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/sye-mektuplar-7475</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/sye-mektuplar-7475</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" length="49398" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sun, 10 May 2026 04:38:40 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[harun191]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>DÖRDÜNCÜ GÜN</p>
<p></p>
<p>‎             Sensiz yada daha doğrusu seni görmeden geçeceğine inandığım lanet bir güne uyandım.Olmadığın zamanlarda hayat ne kadar da sıradanmış daha yeni anlıyorum.Ses yok nefes yok içimde kocaman bir boşluk.Ne yapsam dolduramamışım.Hep bir tarafım yarım.Nereye baksam seni aramışım yıllar yılı lakin farketmem 30 koca yılımı almış.Kaybettiklerimizin farkına vardığımız gün kazandıklarımızda boşa gidecek diyor ya şair.Benim ömrüm silinip gitmiş.Şöyle bir geriye bakıyorumda ne kadar sıradan ve silik.İnsan kalbinin yarısı olmadan da yaşayabiliyormuş onu anladım.Tabi ne kadar yaşamak denirse buna.Nefes alıp vermişim işte.Başka bedenlere aşk sanıp aldanmışım.Ne yazık geçen koskaca ömüre.Seni karşıma bu kadar geç çıkardığı için yıllarca sitem etsemde azdır kadere.Dünyanın en güzel yemeği iki adım ötemdeyken yumurta kırıp karnımı doyurmaya çalışmışım.O kadar açımki anlatamam.Gözlerindeki sonsuzlukta doymak istiyorum en başta.Dalıp gideyim ve mümkünse kimsede kurtarmasın beni.Yıllar geçsin iki dizinin dibinde.Bir günlük yokluğun dahi beni bu duruma koyarken sen kimbilir ne saçmalıkları kendine dert olarak alıyorsun.Bağırmak istiyorum ya neyin var neyin yok sırtla omzuma.Senden gelen herşey kıymetli.Sen yeterki sıkma o güzel canını ben senin yerine de üzülürüm,dertlenirim.Yeterki eğme o güzel başını tut elimden.Sonra bi bak bana engelmi dayanır.Seni görsem yetiyor sanki.Orda bir köşede dur bende göz ucuyla sana bakıyım...</p>
<p>‎</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[S'ye mektuplar]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/sye-mektuplar-7474</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/sye-mektuplar-7474</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" length="49398" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sat, 09 May 2026 19:08:55 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[harun191]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>ÜÇÜNCÜ GÜN</p>
<p></p>
<p>‎              Birgün geçti gitti bile seni göremeden.İzin gününde sana görünmeden uzaktan seyretmek sanki aslında hiç yokmuşçasına.Yanına gelecek cesaretim yokmuş demekki.Gerçi cesaretten ziyade bahane üretemedim desem daha doğru anlatmış olurum sanırım.Sessizce bir köşeden seni seyretmek ama her anını saniye saniye.Herşey ağır çekimde sanki.Senle tanışmış bir insan nasıl yaratıcı reddedebilir aklım almıyor.Bu kadar mükemmel bir varlık nasıl rastgele oluşabilir.Ben sana bakınca yaratanın bütün güzelliğini görürken nasıl kayıtsız kalınabilir.</p>
<p>‎             Hayatta herşeye geç kaldığımı düşünerek geçti ömrüm.Muhtemelen gün gelecek sana da aynısını söyleyeceğim lakin şu anki düşüncem iyiki şimdi şuanda kalbime düştü onun gülüşü demekten kendimi alamıyorum.Zaman sürekli biryerlere sürüklerken ilk defa senin yanında durduğunu hissediyorum.İçimde yıllardır tanıyorum bu kızı hissi.Belki reenkarne olmuşuzdur ve farklı bedende seni sevmişimdir yahut daha dünya kurulmadan ruhuna tutulmuşumdur bilmiyorum.Ama bu ses bu nefes bana hiç yabancı gelmiyor.Yıllardır ararken artık buldun düşüncesi.</p>
<p>‎             Epey zaman oldu günler aylar hatta belki asırlar geçti sensiz.Yalandan gülücükler armağan ettik hayata.Veyahut şu zamana kadarkiler hep zannetme üzerine kurulu boşlukmuş.Zamanın neresinde olursan o tarafı gerçek gelirya.Benim senleyken gerçekle bütün bağım kopuyor.Senin dışında kainatta olan herşey deli saçması.Sadece sen ol yanımda yakınımda canımda.Zaten yaşamak için insana ne gerekirki.Bi ses bi nefes bide ruh.Gerisi teferruat ve boş lakırdı.</p>
<p>‎           Teşekkür ederim bana yaşattığın eşsiz duygu için</p>
<p>‎           Teşekkür ederim bana yaşamayı hatırlattığın için </p>
<p>‎</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[S'ye mektuplar]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/sye-mektuplar-7473</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/sye-mektuplar-7473</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" length="49398" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Fri, 08 May 2026 04:02:47 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[harun191]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>İKİNCİ GÜN</p>
<p>‎           Uyandım içim cıvıl cıvıl.Kırk tane alarmla uyanamayan adam nereye kayboldu acaba.Yüzümde sürekli aptal bir tebessüm.</p>
<p>‎Gittiğim yer bastığım toprak dahamı anlamlandıki acaba.Nedir bu olmayanı var sayan illet.Dünle bugün arasında nasıl bir fark olabilirki azizim.Güneş aynı güneş.Ne değişiyor ki bi anda bütün anlamsızlıklar yerine oturuyor.Sanki herşey düzene girmiş ve dertsiz tasasız kalmışım.Sorsalar ahmaklık hali daha ötesi değil derdim lakin bu durumda güzelmiş.Bütün bir ömrü tek lafınla yoluna sermeye hazır etmek.</p>
<p>‎              Asıl güzellik içtemidir yoksa sevgilidemi bunu bi uzun uzadıya masaya yatırmak lazım aslında.Güzelin olduğu kadar onu görebilen gözünde kıymeti yokmudur.Yani dönüp dolaşıp aynı muammaya atlamayı yeğliyor gönül.Mesele sevmekmi yoksa sevilmenin ağır yükünü göğüsleyebilmekmi.Mantıken baktığında sevmek kolay gibi.Herhangi bir beklenti olmadan sessizce bir köşede beklemek.Bunun ne zorluğu olabilirki?Peki ya sevilmek.Hiçbirşey olmasa bile karşıdakinin hisleri altında ezilmekten korkmak.Karşılık verememek veya daha kötüsü onun kadar önemseyememek.Sevmek kolay iş azizim hemde okadar kolayki.Zaten sana bakınca hele bide gözlerinin içine uzun uzun daldığında bir görsen beni.Suretimi değil ama ruhumun derinliklerini sana öyle şeyler anlatırki.En başta ben senim artık başka bi yerde yapamam.Ömrümün sonuna kadar iki dizinin dibinde mutlu mesut yaşar giderim der.Peki ya kalbim.O alışıkmıdır acaba kriz geçirir gibi böylesine atmaya.Birtek beyin yadırgıyor sanırım bu durumu.İyi kötü yaşayıp gidiyoruz ne gerek var aksiyona otur oturduğun yerde diyor.Ama senden sonra onun pekte bir işlevi kalmadı sankim.Ahmaklık hali demiştimya önceki satırlarda.Tam olarak ortasında kollarımı iki yana açmış bekliyorum.Sonu ne olur nereye gider hayırmıdır yoksa felaketmi bilemeden sadece o olsun yanımda yakınımda herbir hücremde düşüncesi.</p>
<p>‎          Asıl olan karşıdakimidir yoksa aşkın kendi izdüşümünü bir anlığına farketmekmidir acaba.Yani özetle farklı biriside olsa beni çocukluğuma geri dönderebilirdi de sen çıktın nasip sanaymış mı dedim.Bunları anlamak için biraz daha vakit var sanırım lakin tek bildiğim seni görmek için nasıl dakikaları saydığım.Saatle alakam olmamasına rağmen nasıl her an acaba ne zaman gelecek deyişim.</p>
<p>‎      Bugün biraz daha felsefesine girdik sanırım.Azıcıkta boş laflarla tabi.Zaten felsefe dediğinde yarı yarıya bu değil midir?Kendini ararken başkasının gözlerinde hayatı bulmak...</p>
<p>‎</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[S'ye mektuplar]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/sye-mektuplar</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/sye-mektuplar</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" length="49398" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/assets/media/default-post.svg" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Thu, 07 May 2026 19:11:21 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[harun191]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>İLK GÜN</p>
<p>‎             Bazen bir adım atmak gerekir hayata.Yanlızca dışarda kalıp kendini soyutlayarak geçen bir ömrün aksine yaşama sevincinide bir kenarda bekletmemek lazım öyle değil mi?Kendiyle olan savaşını defalarca kaybetmiş biri olarak kaleme alıyorum bunları.</p>
<p>‎             Yenilmek öyle sıradan hale geliyorki artık kazanmanında bir ihtimal olduğunu unutuveriyorsun.Defalarca  aynı duvarlara  çarpa çarpa hissizleşiyorsun.Bir umut belki herşey güzel olur dediğinde tekrar bir sille ve yine ne hazindirki yerdesin.İşin  tuhaf yanı belirli bir yerden sonra buda rutin halini alıyor.Hatta daha da ilginç olanı kalksam tekrar nolacakki düşüncesi beliriveriyor akılda.Yaşamaya dahi takati olmayan bu adamın belkide son kez kaleme aldığı sözleri okuyacaksın(tabiki birgün vermeye cesaret edebilirsem).</p>
<p>‎               Ucu nereye gider ne kadar sürede kaç sayfa çıkar hiçbir fikrim yok.Bir bakışıyla hayatını güzelleştirene  hisleri böyle anlatmak nasıl bir fikir onuda kestiremiyorum.Sadece içimde bir yazma isteği ve senle dolu aklımın her köşesi.Saçma belkide ergence gelebilir bütün bunlar lakin benimde elimden gelebilecek tek şey bu.Umarım beğenirsin.Umarım bir nebzede olsa bu sözlerin kendine layık olduğunu düşünürsün.Umarım okurken yüzünde ufacıkta olsa bir gülümsemeye sebep olabilirim.</p>
<p>‎              Söylenecek onlarca kelime varken yüzüne karşı susup eve gelip kağıda haykırmak biraz korkakça gelebilir saygı duyarım ama bunları sana söylediğimde senin benden uzaklaşma ihtimalin.İşte sadece bunun için bile sonsuza kadar susabilirim.Bir yerlerde mutlu ol yeterki.Hakediyosun ya gülmeyi mutlu olmayı en çok senin hakkın.Bunun kimle nerde nasıl olduğu umrumda bile değil.Uzun lafın kısası dolu dolu bir gün sana bakarak sesini duyarak geçen ve hayatın gerçekten hayat olduğunu hissettiren.Sıradan ölümlüler normal karşılarken ben gözlerinde gördüm sonsuzu.Yarın yine daha da bir özlemle yazana kadar şimdilik görüşmek üzere efendim...</p>
<p>‎</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                </channel>
</rss>