<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">

    <channel>
        <title><![CDATA[Black1Stain]]></title>
        <link>https://blogya.tr/rss-feeds/feed/author/black1stain</link>
        <description><![CDATA[Blogya - Black1Stain]]></description>
        <atom:link href="https://blogya.tr/rss-feeds/feed/author/black1stain" rel="self" type="application/rss+xml"/>
        
                    <dc:rights><![CDATA[© blogya.tr]]></dc:rights>
        
                        <item>
                    <title><![CDATA[ELMA DİYARININ GÜNAHI]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/elma-diyarinin-gunahi</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/elma-diyarinin-gunahi</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202506/image_870x580_68557583cdcd8.webp" length="23470" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202506/image_870x580_68557583cdcd8.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Fri, 20 Jun 2025 14:52:05 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Black1Stain]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Bir ısırıkla devrildi gök kubbe,</p>
<p>Yasak meyve mi dediniz?</p>
<p>Oysa sadece güneş tadı vardı üzerinde,</p>
<p>Ve biraz da merak insan kadar masum.</p>
<p></p>
<p>Yılan mı kandırdı bizi?</p>
<p>Hayır, o sadece doğanın avukatıydı,</p>
<p>Savunmasız aklın içinde dönen bir soruydu:</p>
<p>"Gerçek neden uzakta durur da,</p>
<p>Her zaman elin eriştiği dalda asılı kalır?"</p>
<p></p>
<p>Biz cennet dedik, onlar mülkiyet anladı,</p>
<p>Biz özgürlük dedik, onlar kural yazdı.</p>
<p>Bir ağacın köküyle pazarlık olmaz ki!</p>
<p>Ama onlar toprağa söz geçirdiler,</p>
<p>Ve bizi göğe küstürdüler.</p>
<p></p>
<p>Ter damlattık toprağa,</p>
<p>Çünkü ter, artık bir işti,</p>
<p>Ve Havva'nın gözyaşları</p>
<p>Yalnızca nem değildi bir yerçekimi suçlamasıydı.</p>
<p></p>
<p>Ey Tanrı,</p>
<p>Sen ki kudretiyle evreni dokudun,</p>
<p>Neden ipliği Adem'in kaburgasından aldın?</p>
<p>Bir kemikten örülen kadın,</p>
<p>Neden bütün dünyanın suç ortağı?</p>
<p></p>
<p>Cennet dedikleri belki de sadece</p>
<p>Sürgünü haklı gösterecek bir dekor,</p>
<p>Ve biz...</p>
<p>Biz sadece seyirciydik,</p>
<p>Perde açıldığında zaten oyun başlamıştı.</p>
<p></p>
<p>Toprakla tanıştırıldık, ne garip bir vaftiz,</p>
<p>Çamurdan geldik derlerdi ya hani,</p>
<p>Biz çamura döndük.</p>
<p>Her sabah yeniden yoğrulmak için.</p>
<p></p>
<p>Göğe uzanamadık artık,</p>
<p>Zira gök, “izin verilmeyen alan” oldu.</p>
<p>Bulutlar bile dilekleri geri çevirdi,</p>
<p>Ve yıldızlar…</p>
<p>Artık sadece navigasyon aleti!</p>
<p></p>
<p>Adem sabanla barıştı,</p>
<p>Tırnakları dua değil, nasır tutmaya başladı.</p>
<p>Havva, her doğumda</p>
<p>Bir cümle eksildi dualardan</p>
<p>Ve her bebek, cennetin eksik bir tuğlası gibi indi yeryüzüne.</p>
<p></p>
<p>Bilgi miydi suçumuz?</p>
<p>Oysa sen de bilirdin Yaradan,</p>
<p>Cehalet uzun sürmez merakla yoğrulunca.</p>
<p>Bir bilgiye el uzatmakla,</p>
<p>Bir kıyamet başlatılmaz ya...</p>
<p></p>
<p>Yasak elmayı suçladılar,</p>
<p>Oysa meyveydi sadece, bir sebzeyi mi seçseydik?</p>
<p>Belki de suç;</p>
<p>Elmayı elma yapan zamandı,</p>
<p>Veya kabuğundaki parlayan “özgürlük” yazısı.</p>
<p></p>
<p>Yılanı astılar dilinden,</p>
<p>Ama kimse dinlemedi:</p>
<p>“O sadece rehberdi, harita bizdeydi,”</p>
<p>O yılan belki de sadece</p>
<p>Bizim iç sesimizdi,</p>
<p>Hala içimizde kıvrılan.</p>
<p></p>
<p>Ey Tanrı,</p>
<p>Sen ki sonsuz merhametle anılırsın,</p>
<p>Neden ceza ebedî?</p>
<p>İlk hataya ömür boyu sürgün mü düşer?</p>
<p>Yoksa biz, merhametin karşısında</p>
<p>Çok fazla “insan” mı kaldık?</p>
<p></p>
<p>Ve zaman,</p>
<p>Bize öğretti kendini;</p>
<p>Takvimler yaratıldı çünkü cennette saat yoktu,</p>
<p>Ama sürgünde her şey sayılır.</p>
<p>Her nefes bir borç,</p>
<p>Her gülüş bir isyan artık.</p>
<p></p>
<p>Cennetin sesi sustu kulağımızda,</p>
<p>Rüzgar hâlâ esiyor ama artık "kutsal" değil,</p>
<p>Biraz serin, biraz yorgun sadece.</p>
<p>Belki de kovulmadık biz,</p>
<p>Belki cennet kaçtı</p>
<p>İnsan yaklaşınca uzaklaşan bir sır gibi.</p>
<p></p>
<p>Havva artık susmayı öğrendi,</p>
<p>Çünkü her sözü tarihçilerin suç kaydına yazıldı.</p>
<p>Adem, her gece rüyasında</p>
<p>Elmayı değil, ağacı kesmeyi düşündü.</p>
<p>İntikam değil bu,</p>
<p>Sadece köksüzlükle başa çıkma çabası.</p>
<p></p>
<p>Çocuklarımız oldu çokça...</p>
<p>Kimi çoban, kimi katil...</p>
<p>Yani bizden doğan her şey,</p>
<p>Hem suçun hem kefaretin mirasçısı oldu.</p>
<p>Ve her doğan çocuk,</p>
<p>Cennet kapısından biraz daha uzak doğdu.</p>
<p></p>
<p>Ey ilkbahar,</p>
<p>Sen bile utanmıyor musun bu oyuna dahil olmaktan?</p>
<p>Her çiçek açışın,</p>
<p>Havva'nın gözlerinin doluşunu hatırlatıyor.</p>
<p>Ve her solan yaprak,</p>
<p>Adem’in suskunluğuna yazılmış bir ağıt gibi.</p>
<p></p>
<p>Ey Tanrım...</p>
<p>Bir gün affeder misin bizi,</p>
<p>Yoksa biz çoktan affedip seni mi unuttuk?</p>
<p></p>
<p>Ve şimdi biz</p>
<p>Tarih boyunca yürüyen terli gölgeleriz,</p>
<p>Cenneti ararken şehirler kurduk,</p>
<p>Ama hep bir bahçeyi özledik.</p>
<p></p>
<p>Suç bizde mi, senin beklentinde mi?</p>
<p>Kim bilebilir?</p>
<p>Belki de bu hikâye</p>
<p>Elma değil, aynaydı baştan beri.</p>
<p></p>
<p>Ve biz...</p>
<p>Sadece bakmaya cesaret ettik.</p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Adını Unutsam İçim Susar Mı?]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/adini-unutsam-icim-susar-mi</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/adini-unutsam-icim-susar-mi</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202505/image_870x580_68331179afc27.webp" length="67832" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202505/image_870x580_68331179afc27.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sun, 25 May 2025 12:49:50 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Black1Stain]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p><em>Sana yazdığım şiirler,</em></p>
<p><em>hiçbir posta kutusuna uğramadı.</em></p>
<p><em>Zarfı yok, pulu yok, ama içi yanık.</em></p>
<p><em>Biraz Yusuf gibi,</em></p>
<p><em>biraz Züleyha gibi…</em></p>
<p><em>Ve en çok, senin olmadığın gibi.</em></p>
<p><em>Gözlerinle başlıyor her gece,</em></p>
<p><em>düşlerinle bitiyor.</em></p>
<p><em>Ama sen yoksun.</em></p>
<p><em>Oysa en çok</em></p>
<p><em>gözlerinle uyumak istiyordum</em></p>
<p><em>ve sevginle uyanmak.</em></p>
<p><em>Biraz çay demledim az önce,</em></p>
<p><em>içinde sen yoktun,</em></p>
<p><em>o yüzden demine bile üzülmedim.</em></p>
<p><em>Eskiden şiirler yazardım,</em></p>
<p><em>şimdi yazdığım her satır,</em></p>
<p><em>yavaş yavaş seni unutmaya çalışıyor.</em></p>
<p><em>Ama olmuyor.</em></p>
<p><em>Şiir değil bu artık,</em></p>
<p><em>bir tür unutamama ritüeli.</em></p>
<p><em>Sen gelmedikçe</em></p>
<p><em>ben çoğaldım.</em></p>
<p><em>Bir yanım seni beklemeye devam ederken,</em></p>
<p><em>diğer yanım sana dair ne varsa</em></p>
<p><em>gömüyor gecelere,</em></p>
<p><em>sessizce…</em></p>
<p><em>İsyan edemiyor artık.</em></p>
<p><em>Sevmek,</em></p>
<p><em>biraz da susmakmış meğer.</em></p>
<p><em>Bir fotoğrafın vardı,</em></p>
<p><em>köşesi kıvrılmış bir sonbahar gibi.</em></p>
<p><em>Bakınca içim üşüyor,</em></p>
<p><em>ama yine de saklıyorum…</em></p>
<p><em>Çünkü silmek seni öldürmek gibi geliyor,</em></p>
<p><em>ve ben hâlâ katil değilim.</em></p>
<p><em>Bir gün bir sokakta yürürken</em></p>
<p><em>ansızın adını duysam,</em></p>
<p><em>adımı unutacak kadar yanarım.</em></p>
<p><em>Çünkü sen,</em></p>
<p><em>benim en güzel unutamadığımsın.</em></p>
<p><em>Şimdi rüzgâr esiyor dışarıda,</em></p>
<p><em>adı bile sensizlik.</em></p>
<p><em>Camı kapatmıyorum...</em></p>
<p><em>Belki üşürüm de</em></p>
<p><em>senin kollarını hatırlarım.</em></p>
<p><em>Artık seni sevmek,</em></p>
<p><em>yalnızca içimdeki yankıya dokunmak gibi.</em></p>
<p><em>Sen susuyorsun,</em></p>
<p><em>ben duymaya devam ediyorum.</em></p>
<p><em>Bir aşk biterken konuşmazmış zaten kimse.</em></p>
<p><em>Biz de öyle sustuk…Sen,</em></p>
<p><em>yarım bırakılmış bir hikâyenin</em></p>
<p><em>en çok özlenen kahramanı oldun.</em></p>
<p><em>Ben ise</em></p>
<p><em>son sayfası boş kalmış bir kitap gibi,</em></p>
<p><em>rafına iade edildim hayatın.Belki de</em></p>
<p><em>en doğru sevmeyi</em></p>
<p><em>en yanlış zamanda öğrendim.</em></p>
<p><em>Ama ne fark eder,</em></p>
<p><em>sen çoktan başka bir zamanın</em></p>
<p><em>içinden geçip gittin…Ve biliyorum,</em></p>
<p><em>sen hiçbir zaman gelmeyeceksin.</em></p>
<p><em>Ama ben,</em></p>
<p><em>her sabah sen geliyormuşsun gibi</em></p>
<p><em>giyinmeye devam edeceğim</em></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Kavuşmak Bizim Neyimize?]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/kavusmak-bizim-neyimize</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/kavusmak-bizim-neyimize</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202505/image_870x580_682f30f211e88.webp" length="19934" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202505/image_870x580_682f30f211e88.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Thu, 22 May 2025 14:13:33 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Black1Stain]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p><em>Bir çay demledim sana,</em></p>
<p><em>içinde yokluğun var.</em></p>
<p><em>İçtim…</em></p>
<p><em>Bir yudum,</em></p>
<p><em>boğazımda seninle yandım.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Pencereye yasladım omzumu,</em></p>
<p><em>cam bu, soğuk olur,</em></p>
<p><em>ama ben alışkınım,</em></p>
<p><em>senin olmadığın her yer soğuktur.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Yolları saydım,</em></p>
<p><em>gelmediğin kadar uzunlar.</em></p>
<p><em>Bir umut uğruna,</em></p>
<p><em>Her sabahı akşam ettim.</em></p>
<p><em>Ve her akşamı...</em></p>
<p><em>İçinde sen olmayan sabahlara küstüm.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Sen,</em></p>
<p><em>uzak bir şehirde</em></p>
<p><em>belki başka bir ömrün penceresindesin.</em></p>
<p><em>Ben,</em></p>
<p><em>sensizliğin tam ortasında</em></p>
<p><em>sana dair ne varsa özenle saklamaktayım.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Yalnızlıkla arkadaş olduk artık,</em></p>
<p><em>adını anınca gözlerim buğulanıyor.</em></p>
<p><em>İçimde sen,</em></p>
<p><em>dışımda dünya,</em></p>
<p><em>ikisi birbirini hiç anlamıyor.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kalbimle aklımı barıştıramadım,</em></p>
<p><em>kalbim diyor ki: “Git!”,</em></p>
<p><em>aklım diyor ki:</em></p>
<p><em>“Zaten orada hiç olmadı ki…”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Ve sen,</em></p>
<p><em>hiçbir zaman tam gelmeyen bir minibüs gibi,</em></p>
<p><em>hep gelmekte olan,</em></p>
<p><em>ama asla inmeyen bir yolcusun bana.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bir fotoğrafın var elimde,</em></p>
<p><em>gözlerin bana bakmıyor.</em></p>
<p><em>Zaten sen bana hiç</em></p>
<p><em>doğru dürüst bakmadın ki.</em></p>
<p><em>Hep kenarından köşesinden sevdin beni…</em></p>
<p><em>Ben seni merkezimden.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Şimdi yağmur yağıyor,</em></p>
<p><em>balkona çıkamıyorum,</em></p>
<p><em>çünkü seninle ıslanamadığım her yağmur,</em></p>
<p><em>beni biraz daha kurutuyor.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Anladım ki;</em></p>
<p><em>Kavuşmak bizim neyimize?</em></p>
<p><em>Biz,</em></p>
<p><em>aynı şehri bile yanlış saatlerde yaşayan</em></p>
<p><em>iki yabancı gibiyiz artık.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Ama bil ki,</em></p>
<p><em>bir gün gökyüzü bile unutur bulutları.</em></p>
<p><em>Ben yine seni,</em></p>
<p><em>unutamam.</em></p>
<p></p>
<p><em>- Mehmet Barış Tekyol </em></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[Dutlu Çıkmazı]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/dutlu-cikmazi</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/dutlu-cikmazi</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202505/image_870x580_6828a02dd64be.webp" length="45982" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202505/image_870x580_6828a02dd64be.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Sat, 17 May 2025 14:43:52 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Black1Stain]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p><em>yüzümde heyecanlı bir tebessüm,</em></p>
<p><em>kalbimde umut dolu bir parıltı,</em></p>
<p><em>ve elimde bir demet çiçekle</em></p>
<p><em>beklemenin hayalini kurduğum</em></p>
<p><em>dutlu çıkmazında...</em></p>
<p><em>koca bir düğüm boğazımda,</em></p>
<p><em>dumanlı siluetler gözümde,</em></p>
<p><em>ve yanan sarılı tütün elimde</em></p>
<p><em>bekliyorum köşebaşında..</em></p>
<p><em>sonra aralandı o siyah demir kapı</em></p>
<p><em>sen çıktın minik adımlarla dışarı</em></p>
<p><em>duvarlarda kahkahaların yankılandı</em></p>
<p><em>seksek oynayıp ip atladın</em></p>
<p><em>yere düştün dizin yaralandı </em></p>
<p><em>ah dedin, benim yüreğim sızladı.</em></p>
<p><em>acı bir vuslat kapladı her yerimi </em></p>
<p><em>yıllar önce tanımış olsaydım seni</em></p>
<p><em>birlikte büyürken görmek isterdim bizi</em></p>
<p><em>şimdiyse hiç yaşanmamış seneleri </em></p>
<p><em>özleyerek ağlatıyorum kendimi.</em></p>
<p><em>sen büyüdün, ben seyrettim</em></p>
<p><em>uzaktan, sessizce, iz bırakamadan.</em></p>
<p><em>heyecanına, düşlerine, hayal kırıklıklarına</em></p>
<p><em>yoldaş oldum ama dokunamadım.</em></p>
<p><em>zaman geri sarılsa, yollar bükülse</em></p>
<p><em>tanır mıydım seni en başında?</em></p>
<p><em>birlikte büyür müydük aynı ağaç altında?</em></p>
<p><em>veladalaştım sen 18'e varınca</em></p>
<p><em>kayıp beni bulup bas bağrına. </em></p>
<p><em>belki de vedalar hep böyle olur,</em></p>
<p><em>eksik, buruk, tamamlanamayan…</em></p>
<p><em>elimde biriken kırık hayalleri</em></p>
<p><em>Belkıs'ın tamircileri onarabilir mi?</em></p>
<p><em>ya da…</em></p>
<p><em>kim böyle sever de hiç dokunamaz?</em></p>
<p><em>- Mehmet Barış Tekyol </em></p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                            <item>
                    <title><![CDATA[BİR KADINA, BİR DEVRİME]]></title>

                    <link>https://blogya.tr/https:tr.pinterest.comblack1stain</link>
                    <guid isPermaLink="true">https://blogya.tr/https:tr.pinterest.comblack1stain</guid>

                    <description><![CDATA[]]></description>

                                            <enclosure url="https://blogya.tr/uploads/images/202505/image_870x580_6825f831a44c9.webp" length="25184" type="image/jpeg"/>

                        <media:content url="https://blogya.tr/uploads/images/202505/image_870x580_6825f831a44c9.webp" medium="image"/>
                    
                    <pubDate>Thu, 15 May 2025 14:22:00 +0300</pubDate>

                    <dc:creator><![CDATA[Black1Stain]]></dc:creator>

                    
                                            <content:encoded><![CDATA[<p>Sen,</p>
<p>mor lavantaların kirpiğinden düşen</p>
<p>ilk gözyaşıydın…</p>
<p>Tütün gibi sarıp sarmaladın beni;</p>
<p>ben, kül olmuş bir halk masalının</p>
<p>ağzı yanık eşek arısı.</p>
<p>Sol cebimde bir ütopya taşıdım sana gelirken,</p>
<p>diğerinde ağlamaklı bir özlem…</p>
<p>Sen lavantanın dilini bilen</p>
<p>ve benim için polenleşen kadın.</p>
<p></p>
<p>Şimdi söyle bana,</p>
<p>hangi şiir yakışır senin gözlerine?</p>
<p>Gökkuşağını çatlatan</p>
<p>o kirli kahve bakışına?</p>
<p></p>
<p>Ben seni,</p>
<p>Tek yolun engebeleriyle sevdim.</p>
<p>Bir sevda ardında</p>
<p>sana yazılmış</p>
<p>ilk ve son şiiri taşıdım.</p>
<p>O şiir,</p>
<p>bir bebeğin ilk nefesi kadar saf,</p>
<p>bir mitingin ortasındaki</p>
<p>annelerin çığlığı kadar gerçekti.</p>
<p></p>
<p>Ben seni,</p>
<p>ellerinle toprağı okşarken sevdim,</p>
<p>ellerinle gökyüzünü bölerken.</p>
<p>Bir elinde süslü bir defter,</p>
<p>diğerinde yaralı bir kedi vardı.</p>
<p>Gülüşünle,</p>
<p>cezaevlerinin rutubetini kurutan kadındın sen.</p>
<p></p>
<p>Ben sana dokunamadım belki,</p>
<p>ama her gece,</p>
<p>bir mermi gibi kalbime saplanan adını</p>
<p>ranzama kazıdım.</p>
<p>Bir müebbet gecesi gibi geçtin içimden,</p>
<p>bozkırdan geçer gibi,</p>
<p>göğü delip geçen bir ışık gibi…</p>
<p></p>
<p>Sen benim</p>
<p>ölümle kol kola duran devrimimsin.</p>
<p>Bense,</p>
<p>bir parkta, gözaltında kaybolan</p>
<p>bir gencin cebinden çıkan şiirim.</p>
<p></p>
<p>Sana dair her şey yarımdı.</p>
<p>Yarım kalan mektuplar gibi,</p>
<p>yarım kalan düşler gibi…</p>
<p>Ama bil ki,</p>
<p>her eksik yanımı</p>
<p>seninle tamamladım.</p>
<p></p>
<p>Bir kadını sevmek,</p>
<p>bir halkı sevmek gibiydi.</p>
<p>Zor,</p>
<p>ama imkânsız değildi.</p>
<p>Ben seni,</p>
<p>yıkılmış şehirlerin enkazında aradım.</p>
<p>Ve buldum;</p>
<p>bir kız çocuğunun saçındaki tokada,</p>
<p>bir annenin tencere dibindeki umut kırıntısında.</p>
<p></p>
<p>Seninle konuşurken,</p>
<p>dilimi unutuyorum bazen.</p>
<p>Çünkü sen,</p>
<p>dilime sığmayan bir isyandın.</p>
<p>Ve ben,</p>
<p>şiirle konuşmayı öğrenmiş bir devrimci.</p>
<p></p>
<p>Ah sevgili…</p>
<p>Bir gün,</p>
<p>bir gece ansızın,</p>
<p>adını haykıracağız meydanlarda.</p>
<p>Ve sen gülümseyeceksin,</p>
<p>tüm afişler senin gözlerini taşıyacak.</p>
<p>Ve o gün,</p>
<p>hem seni</p>
<p>hem devrimi öpeceğim alnından.</p>
<p></p>
<p>MEHMET BARIŞ TEKYOL </p>]]></content:encoded>
                                    </item>
                </channel>
</rss>