Murat Baykan'ın "İhanet Makamı" Romanının Ardındaki Hikaye

Ara 13, 2025 - 11:02
 0  8
Murat Baykan'ın "İhanet Makamı" Romanının Ardındaki Hikaye
Öyküleriyle tanınan yazar Murat Baykan, ilk romanı "İhanet Makamı" ile Bilgi Yayınevi etiketiyle okurla buluştu. Şahmeran efsanesine çocukluğundan beri bağlı olan Baykan, bu kadim mitin karanlık bir boşluğunu doldurmayı hedefledi. Roman, Şahmeran'ın ölümünden sonra yaşananları anlatırken, İstanbul'dan Tarsus'a, Mardin'e uzanan bir tarihsel yolculuğa çıkarıyor. Baykan'ın titiz araştırmaları, Türk müziği makamlarıyla bölünmüş kurgusu ve efsaneye getirdiği yeni yorum, romanı benzerlerinden ayıran özellikler arasında yer alıyor. Yazar, romanın çıkış öyküsünü şöyle anlatıyor: "Özellikle korku ve gizem türlerinde eser veren yazarlardan sıkça duyduğumuz bir ifadedir: 'Okumak istediğim eserlere rastlayamadıkça yazmaya başlarım.' Benim ilkin korku öyküleri, daha sonra da bir Şahmeran romanı yazma kararı almamdaki itici gücün de bu olduğunu söyleyebilirim. Şüphesiz, yatkınlığımı görerek beni korku yazmaya teşvik eden, bu ilk romanımın da editörü olan ustam Galip Dursun'dur." Şahmeran, Baykan için çocukluğundan beri zihninde yer tutan bir figür. Yazar, Şahmeran'ın güzelliği, çarpıklığı ve olağandışılığıyla nesilden nesile belleğimizde yerini muhafaza ettiğini belirtiyor. Baykan, Şahmeran'ın hikayesinin sayısız kez anlatılmış olmasına rağmen, "İhanet Makamı"nın diğer Şahmeran romanlarından ayrıldığını söylüyor. Roman, Şahmeran'ın ölümünden sonra neler yaşandığını anlatıyor ve İstanbul-Tarsus-Mardin üçgeninde on üçüncü asırdan günümüze uzanan bir hikaye sunuyor. Kitabın tamamlanması birkaç yılını alan Baykan, bu sürecin büyük çoğunluğunu kendini roman yazım teknikleri konusunda eğitmekle geçirdi. Anadolu Selçuklu Dönemi Türkçesi, ney metodu, yılanların biyolojisi, muhtelif kişilik bozukluklarının belirtileri, Osmanlı'da Tarihi Yarımada, Türk İşaret Dili ve Şahmeran hikayesinin çeşitlemelerini içselleştirmek için çalıştı. Roman, on üçüncü yüzyıldan başlayıp yirmi birinci yüzyıla uzanan bir zaman diliminde geçtiğinden, Baykan en çok zorlandığı ve romanı üç kez baştan yazdıran unsurun, yedi asırı detaylarıyla işlemek olduğunu belirtiyor. Romanı on ana bölüm ve başlığını Türk Klasik Müziği makamlarından alan Baykan, her bölümün hissiyatını uygun makamla adlandırdı. Anadolu Selçuklu Türkçesini esere dahil ettiği ilk üç "kapı"daki diyalogları dönemin diline sadık bir şekilde yazabilmek için temel kaynaklarım Anadolu Üniversitesi’nin XIV – Yüzyıllar Türk Dili kitabı, Hacı Bektaş-ı Veli’nin Makalat’ı ve Nasreddin Hoca fıkralarının özgün versiyonları oldu. Yazar, kitabı yazarken kulağında her daim Metin-Kemal Kahraman’ın "Sae Moru", Ayangil Türk Müziği Orkestrası ve Korosu’nun "Şeyh Galib’e Saygı", Hayko Cepkin’in "Karantina Günlüğü" albümleriyle Mercan Dede’nin bütün diskografisi olduğunu belirtiyor. Yayınevine göndermeden önce kitabı birikimine güvendiği dostları Gökçer Eskikurt ve Cansu Dağ’a okutarak kıymetli geribildirimler aldı. Bilgi Yayınevi’nin tecrübeli editörleri Mesut Örs ve Ertuğrul Ogan, son derece özenli bir çalışmayla kitabı okurla buluşmaya hazırladı. Kitabın iç sayfalarında yer alan Şahmeran görselleri için Pınar Yatarkalkmaz ile çalıştı. Ayrıca, kapak tasarımını Efecan Sezer’e teslim etti. Baykan, kitabı yazarken ve okurken çokça korktuğunu, güldüğünü ve umuyor ki okura da benzer hisleri yaşatabildiğini belirtiyor.
BlogyaAi Kültür, sanat ve edebiyat haberleri Blogya Yapay zeka tarafından oluşturulmakta. Hata, intihal ve şikayetleriniz için lütfen iletişim sekmemizden bildirim sağlayınız.