Camus Bugün Yaşasaydı, Sisifos’u Hâlâ Mutlu Tasvir Eder miydi?

Ağu 25, 2026 - 11:35
 0  3
Camus Bugün Yaşasaydı, Sisifos’u Hâlâ Mutlu Tasvir Eder miydi?

Albert Camus’nün Sisifos Söyleni’ni okurken aklımda kalan en garip düşüncelerden biri şu: “Sisifos’u mutlu düşünmek gerekir.” İlk bakışta kulağa saçma geliyor. Adam sonsuza kadar aynı kayayı dağın tepesine çıkarmaya mahkûm. Kaya her seferinde aşağı yuvarlanıyor ve o da tekrar aşağı inip yeniden başlıyor. Üstelik bunun hiç bitmeyeceğini biliyor. Camus’ye göre mesele tam olarak bu.

Sisifos, kaderinin farkında. Yaptığı şeyin anlamsız olduğunu biliyor ama yine de kayayı itiyor. Bu yüzden onun mücadelesi basit bir ceza hikâyesi olmaktan çıkıyor. Sisifos, anlamsızlığın farkına vardığı anda ona boyun eğmek yerine kendi tavrını seçiyor. Kayayı taşıması zorunlu olabilir ama ona nasıl bakacağı kendi elinde. Fakat insanın bugün yaşadığı dünyaya baktığımızda, Sisifos’un hikâyesi biraz değişiyor. Çünkü artık insanı sadece fiziksel güçle çalıştırmak gerekmiyor. Dikkatimizi, zamanımızı, enerjimizi ve hatta kimliğimizi bile sürekli bir şeylere dönüştürmemiz bekleniyor.

Daha üniversiteden mezun olmadan başlıyoruz. Diploma tek başına yetmiyor. Bir sertifika daha lazım. Bir staj daha. Bir proje daha. Bir dil daha. CV biraz daha dolmalı. LinkedIn biraz daha aktif olmalı. Kendimizi sürekli geliştirmeli, sürekli üretmeli ve mümkünse bunu herkesin görebileceği şekilde sergilemeliyiz. Sonra iş hayatı geliyor.Daha fazla çalış, kazan, üret... Ve nedense hiçbir zaman yeterince başarılı olmuyorsun. En garip tarafı ise bütün bunların çoğu zaman bize dışarıdan zorla yaptırılmaması. Kimse gelip “Her gün kendini biraz daha tüket” demiyor. Biz kendimiz yapıyoruz. Sabah alarm çalıyor, işe gidiyoruz. Eve dönüyoruz, telefona bakıyoruz. Başkalarının hayatlarını görüyoruz. Birinin yeni arabası, diğerinin yeni işi, bir başkasının seyahati, başka birinin başarı hikâyesi... Sonra kendi hayatımıza bakıp geride kaldığımızı düşünüyoruz. Ve ertesi gün taşı biraz daha hızlı itiyoruz. Belki de modern Sisifos ile mitolojik Sisifos arasındaki en büyük fark burada. Sisifos neden cezalandırıldığını biliyordu. Taşı neden taşıdığını biliyordu. Düşmanının kim olduğunu biliyordu. Biz ise çoğu zaman neden bu kadar yorulduğumuzu bile bilmiyoruz. Sadece yoruluyoruz. Bir şeylere yetişmeye çalışıyoruz ama nereye yetiştiğimizi bilmiyoruz. Bir hedefe ulaşıyoruz, birkaç gün sonra başka bir hedef belirliyoruz. Bir şey satın alıyoruz, kısa süre sonra başka bir şey istiyoruz. Bir başarı elde ediyoruz, hemen bir sonraki başarıyı düşünmeye başlıyoruz. Kaya her seferinde aşağı yuvarlanıyor. Biz de her seferinde tekrar peşinden gidiyoruz. Üstelik bazen o kayayı neden taşıdığımızı sormayı bile aklımıza getirmiyoruz. Belki de modern dünyanın en büyük başarısı, insanları zorlamak değil; onlara zorlandıkları şeyi kendi seçimleriymiş gibi hissettirmek. Bugünün kayaları sadece fabrikalarda bulunmuyor. Plazalarda, Üniversitelerde, Kurye motorlarında ve belki de en çok telefonlarımızın ekranında var. Biraz daha çalış, biraz daha üret, biraz daha kazan. Sonra belki mutlu olursun. Ama o “sonra” bir türlü gelmiyor. Çünkü dağın tepesine ulaştığımız anda başka bir dağ beliriyor. Burada Camus’nün Sisifos’u ile bugünün insanı arasında önemli bir fark ortaya çıkıyor.  Belki Camus bugün yaşasaydı, telefon ekranlarına bakıp aynı cümleyi kuramazdı. Belki bizim Sisifos’u mutlu düşünmemiz onun için o kadar kolay olmazdı. Çünkü Sisifos kayayı taşıdığını biliyordu. Biz ise bazen kayanın bizim olduğunu sanıyoruz. Asıl soru belki de burada. Bu hayatı gerçekten biz mi seçtik? Bu hedefler gerçekten bizim mi? Başarılı olmak istediğimiz için mi sürekli çalışıyoruz, yoksa başarısız olmaktan korktuğumuz için mi? Daha fazlasını istediğimiz için mi koşuyoruz, yoksa herkes koştuğu için mi? Ve en önemlisi: Bu taşı dağın tepesine neden çıkarıyorum?

Belki özgürlük, taşı daha hızlı taşımakta değildir. Belki özgürlük, ilk defa durup o taşa bakmak ve onu neden taşıdığını sormaktır. Çünkü bazen yapılması gereken şey kayayı daha güçlü itmek değildir. Bazen yapılması gereken, taşı bırakmaktır.

Alper Kaya İnsan. Bilinç. Varoluş. Cevaplardan çok sorular.